Ana Sayfa 4-8 Sınıflar 9-12 Sınıflar İlahiyat TestBank
Sosyal Etkinlikler Şiirler Hikayeler Fıkralar Site Hakkında
 
Site içi arama
 
 
Din felsefesi
İslam Felsefesi
Hadis Tarihi
Hadis Usulü
Hadis 1
Hadis 2
Akademik Hadis Araştırmaları I
Akademik Hadis Araştırmaları II
Hadis Edebiyatı (YL)
  
 
Duyurular
 
  
 
Anket
 
   
 
Kullanıcı girişi
 
Kullanıcı Adı :
Şifre :
 
Hava Durumu
 
 
Ajanda
 
   
Din felsefesi
 
 
 

Din Felsefesi Ders Notları 2017-18 Bahar Dönemi Vize

Din Felsefesi 03
Katı akılcı Anlayış (s. 45)
Katı akılcı anlayışa göre iman kesin akli delillere dayanır. Buna göre imanın doğruluğu için akli delillerle ispatlanması gerekir.
Tanrı’nın varlığının güçlü delilleri vardır.
Bu deliller evrenseldir. Aklını kullanan herkesin bu deliller doğrultusunda Tanrı’yı kabul etmesi gerekir.
İslam Kelamcıları katı akılcı anlayış içinde değerlendirilir.
Kelamcılara göre Tanrıya iman bir bilgidir. Kesin objektif delillere dayanmaktadır.
Eleştirisi
Ilımlı akılcılık (s. 48)
Ilımlı akılcılık, başta Tanrı’nın varlığı olmak üzere imani konuların mutlak kesinlikte bilinemeyeceğini savunur.
Bununla birlikte onlar aklen temellendirilebilir veya eleştirilebilir.
Aslında hiçbir konuda nihai ve kesin doğruluk bulunmamaktadır.
Doğa bilimlerinde dahi ortaya konan bilgiler olasılıktan başka bir şey değildir.
Akli faaliyetler bize kesinlik kazandırmaz yalnızca yaklaştırabilir.
İnsan gerçeği elde etmek için sürekli bir arayış içindedir.
İnançlar arasında tercih yaparken daha nesnel ve makul olan tercih edilir.
Bir inanç veya teorinin akli olması için dört kriter vardır:
a) Kanıtlarla desteklenme
b) Karşıt delilleri çürütebilme
c) Kendi içinde tutarlı olma
d) Olguları açıklamada diğerlerine göre daha başarılı olma.
Dini inançlar alanına eleştirel düşüncenin sokulması zihnin konforunu bozacaktır. Ancak bu, yanlış bir inanca saplanıp kalmaktan kurtuluş için gereklidir.
İmani konularda eleştirel düşünmenin yolları (s. 51)
a) Anlama, doğru anlamaya çalışma. Ön yargıdan ve taklitten uzaklaşma. Açık zihinli olma.
b) Sorgulama. Amaçları, istekleri, yolun kendisini, önderleri sorgulamak, tutarlılığı gözden geçirmek.
c) Temellendirme. Bir inancı kabullenmenin haklı ve doğru gerekçelere dayanıp dayanmadığını tespit etmektir.
ULUHİYET ANLAYIŞLARI (s. 59)
Teizm
Tanrı’yı olumlu cümlelerle anlatma: Tektir, merhametlidir. Antropomorfizme yol açabilir.
Olumsuz cümlelerle açıklama: Adaletsiz değildir, doğmamıştır, doğurmamıştır. Deizme yol açabilir.
Analoji yolu tercih edilmiştir: Tanrı hakkında kullanılan terimler insanlar için kullanılanlardan farklı mahiyettedir.
Deizm
Varlığı akılla bilinen ve evrene müdahale etmeyen Tanrı anlayışıdır. 17 ve 18. Yüzyıllarda revaçtadır. Geçmişi Aristo’ya kadar götürülmektedir.
Deizmin ortaya çıkışında Kilisenin dayatmalarına karşı çıkışın önemli etkisi vardır.
Deizm’in teizme karşı ilk kullanılışı Kalvenist Pierre Viret tarafındandır. Onun tanımı (1563):  Tanrı’nın yaratıcı olduğuna inanan ama Mesih’in öğretilerini reddeden biçimindedir.
Deizmin iki özelliği vardır: a) Aleme müdahale etmeyen Tanrı anlayışı b) Akla ve bilime duyulan büyük güven.
Deizmin Avrupa’da ortaya çıkışının nedenler
a) Kilise kurumunun dayatmacı turumu
b) Kilisenin otoritesini yıkma gayreti: Tanrı aleme müdahale etmiyorsa, tarihte olanların hiçbiri kutsal sayılmayacaktır. Öyleyse Kilise Tanrı’nın bedenleşmiş şekli değil, insanların ortaya çıkardığı bir şeydir. Dolayısıyla Kilisenin hiçbir şeyi dayatma yetkisi yoktur.
Deizmin temel özellikleri
a) Katı akılcıdır, tabii din anlayışı ile birleşmektedir.
b) Vahyi inkar etmektedir
c) Dinin mucize, ahiret yönlerini kabul etmemektedir.
d) dini hayata yer vermemektedir. Deizmin tanrısı, ibadet edilen bir Tanrı değildir.
e) Tanrının adalet, irade, kudret gibi sıfatları yoktur.
Panteizm
İlk kez 1705 yılında John Toland tarafından kullanılmıştır. Kökleri Platon’a kadar gitmektedir.
Bütün varlıklar tek bir varlığı oluştururlar.
Tek cevher vardır o da Tanrı’dır.
Tanrı alem ikiliğini ortadan kadırır.
Tanrı her şeydir veya her şey Tanrı’dır.
Panteizmde her şey tanrı olarak kabul edildiğinden yaratan ve yaratılan ikiliği ortadan kalkmaktadır. Bu nedenle onu ateizmle bir görenler vardır.
Farklılıklar:
Evren Tanrıdır ama Tanrı evrenden daha farklı bir şeydir.
Tanrı gerçek varlıktır; diğer varlıklar gerçekte yoktur.
Tanrı gerçek varlıktır; diğer varlıklar da gerçektir ama varlığını Tanrı’dan alır.
Spinoza’nın felsefesi: Tabiattaki her şey Tanrı tarafından zorunlu olarak belirlenmiştir. Bu nedenle tabiat var olduğundan başka şekilde olamazdı. Her şey Tanrı’dadır. O olmaksızın ne var olabilirler ne de algılanabilirler.
Tanrı ile ondan zorunlu olarak çıkan tabiatı aynileştirdiği için panteist kabul edilmiştir.
Panenteizm
19. yüzyıl başlarında Karl Krause tarafından ortaya atılmıştır.
Deizm ile Panteizmin aşırılıklarına orta yol bulmaya çalışır.
Alemin her yerinde Tanrı vardır. Tanrı alemde içkindir.
Alem Tanrı’dadır. Tanrı’dandır. Ancak Tanrı değildir. Tanrı aleme aşkındır.
Tanrı uzayın ötesindedir ama uzayı kendinde içermektedir.
Panteizmin öne çıkan savunucularından biri Whitehead’dir. Ona göre Tanrı evrenin ruhu gibi bir şeydir.
Her şeyi hisseden ve tecrübe eden bir varlık olarak bizden etkilenir ve bizimle ıstırap çeker. Tanrı zorlayıcı değil ikna edicidir.
İnsanda bireysel olan şuur Tanrı’da evrenseldir.
Panteizmi Hartshorne geliştirmiştir. Ona göre Tanrı’nın mahiyeti çift kutupludur.
Tanrı var oluşuyla meydana gelmiştir. Ancak onun oluşum halinde olan mahiyeti de vardır.
Tanrı yüce bir varlık olarak ferdi bir öze sahiptir. O, aynı zamanda diğer fertlerde olduğu gibi arazlara da sahiptir.
Tanrı hem soyut hem somut, hem mutlak hem izafi, hem mutlak varlık hem de oluştur. Zorunlu ve mümkün, ezeli ve zamansal, sürekli ve değişen, bağımsız ve bağımlı, bir ve çok sebep ve sonuçtur.
Sonuç olarak panenteizmde alem sürekli bir oluşum içindedir. Bu oluşumda Tanrı diğer varlıklardan diğer varlıklar da Tanrı’dan bağımsız değildir.

Din Felsefesi 04
Tanrı’nın Sıfatları (s. 81)
Bir dinin karakterini belirleyen o dinin tanrı tasavvurudur.
Dinler ve felsefeler tanrının mükemmel bir varlık olduğu konusunda ortak düşüncededir.
Ancak mükemmel kavramının içine neyin girip neyin girmediği tartışmalıdır.
Örnek: İlahi ezelilik anlayışında Tanrı’nın zamanın dışında olması gerektiğini savunanlarla tüm zamanlarda var olması gerektiğini savunanlar gibi.
1. Aşkınlık:
Tanrı’nın, yarattığı varlık aleminin ötesinde olduğunu kabul etmektir. Bu görüşü savunanlar panteizmden ve panenteizmden (Tanrı alemin her yerindedir.) ayrılır.
Aşkınlık konusundaki temel soru: Bütünüyle aşkın olan Tanrı’nın varlığı ve mahiyetine dair epistemik ve semantik bir erişimimiz nasıl olabilir? Olabiliyorsa bu, Tanrı’nın aşkınlığıyla bağdaşır mı?
Cevap: Tanrı’nın aşkınlığı ancak O’nun yaratıcı olmasıyla anlaşılabilir.
Tanrı’nın aşkınlığı konusunda Teizm ile Panteizm temelde iki noktada birbirinden ayrılır:
a) Teizm, Tanrı ile alem arasında asimetrik bir ilişki görür: Tanrı’nın varlığı alem olmasa da anlaşılabilir. Ancak Tanrı olmadan alem olamaz.
b) Teizme göre Tanrı her ne kadar aşkın varlık olsa da alemle doğrudan veya dolaylı biçimde ilişki kurabilir.
Tanrı, zaman ve mekan çerçevesinde tecrübemize konu olabilecek dünyasal bir fenomen değildir.
Ancak bunun anlaşılması sorun olmuştur.
Açıklama olarak rakamlar örnek gösterilmiştir. Örneğin dört elma bellidir ama kayıtsız olarak dört gösterilemez.
Descartes Metafizik Düşünceler adlı kitabında sınırlı bir varlığın sonsuz bir varlığı (cevher) anlayamayacağını ancak, insanın sınırsız bir cevhere sahip bir tanrının varlığını kabul edebileceğini söylemiştir.
2. Birlik (s. 87)
Teizmin ya da monoteizmin öngördüğü Tanrının temel sıfatlarından birliğidir.
Tanrı’nın birliği onun eşi ve benzeri olmadığını ifade eder. Bu düşünce Ksenofenes’e (MÖ 487) kadar götürülmektedir.
Tanrı’nın varlığı ile birliği birbirinden ayırt edilemez. Eşsizlik tek olmayı gerektirir.
Hristiyan teslisi.
Birden fazla tanrı olsaydı iradeleri çatışırdı.
3. Basitlik (s. 92)
Plotin’in (ö. 270) açıkça ifade ettiği gibi Tanrı her türlü bileşik olmaktan uzaktır.
Bileşik bir varlık, kendini oluşturan bileşilerine muhtaçtır.
Tanrı’nın basit oluşu beş maddede açıklanmıştır:
i) Tanrı’da gerçek veya düşünsel olarak hiçbir şekilde taksime gidilmez.
ii) Tanrı için iki farklı anlama delalet edecek form ve madde gibi ayrım yapılmaz.
iii) Tanrı ile sıfatları arasında ayrım yapılmaz.
iv) Tanrı için cins ve fasıl ayrımı ki
v) Tanrı’da varlık ve mahiyet ayrımı yapılmaz (Gazzali).
Tanrı’nın varlığından başka bir mahiyeti yoktur (İbn Sina).
Gazzali bu düşünceye karşı çıkmıştır. Bir şeyin mahiyeti yoksa varlığı da olmaz. Aslında İbn Sina Tanrı’nın mahiyeti yoktur dememektedir; varlığından başka mahiyeti yoktur demektedir.
Tanrı’nın sıfatları
4. Zorunluluk (s. 95)
Tanrı’nın varlığı bir zorunluluktur (vacibü’l-vucut); varlığının nedeni ve açıklaması olamaz.
5. Ezelilik (s. 98)
6. Bilgi (s. 102)
Tanrı bilgiden ayrı düşünülemez. Bilmek onun ayrılmaz sıfatıdır. O, alim-i mutlaktır.
Onun bilgisinde bir sınır olamaz
Onun bilgisinde bir şüphe veya kesinti olamaz.
Tanrı’nın geleceği bilmesiyle ilgili tartışmalar
Geleceği bilmenin insanın özgürlüğü açısından ortaya çıkardığı sorunlar
7. Kudret (s. 109)
Tanrı kendisi gibi bir tanrı yaratabilir mi?
Tanrı yuvarlak bir üçgen yaratabilir mi?
Tanrı kaldıramayacağı bir taşı yaratabilir mi? Bu Tanrı yapamayacağını yapabilir mi sorusuyla eşdeğerdir. Paradoks.
Bir grup şöyle demiştir: Her şeye gücü yetmek, mantıksal imkan dahilinde olan her şeyi gerçekleştirebilmesi demektir.
İrade ve Yaratma (s. 113)
Teizme göre Tanrı isteseydi bu alemi yaratmayabilir veya olduğundan daha farklı yaratabilirdi.
Spinozacı panteistlere göre Tanrı’nın irade ve yaratma sıfatından söz edilemez. Çünkü tabiatta olan her şey Tanrı’nın tabiatı tarafından zorunlu bir şekilde belirlenmiştir.

Din Felsefesi 05
Tanrı’nın Varlığının Delilleri (Teistik Deliller)
1. Ontolojik Delil
Tanrı kavramı var ve mükemmel olmayı gerektirir. Eğer böyle bir kavram varsa, onun gerçekten de var olması gerekir çünkü gerçekte yok olması, bir ve mükemmel tanrı kavramıyla çelişir.
Ontolojik delilin temelinde Tanrı’nın varlığının Tanrı kavramından veya düşüncesinden ayrı olamayacağı tezi yer almaktadır.
2. Kozmolojik Delil
Savunanlar: Eflatun, Aristo, Müslüman filozof ve kelamcılar, İbn Meymun, Aquinas, Leibniz.
a. İmkan delili
(Farabi ve İbn Sina) Bu alem mümkün varlıklardan oluşur. Onların var olması için varlığı vacip olan bir varlık olması gerekir.
Mümkün varlıkların sonsuz zamanda birbirlerini var etmeleri düşünülemez.
b. Yeter neden ilkesi
 Leibniz’e göre alemin neden yok değil de var olduğu sorusu yanıtlanması gereken bir sorudur. Alem ezeli kabul edilse bile yine de böyle bir soru sorulmalıdır.
Alemin varlığı için bir dış neden gerekir ki o da Tanrı’dır.
c) Hudus delili
Alemin başlangıcının bir zamanı vardır ilkesine dayanır. Kindi ve Gazali tarafından ayrıntılı biçimde açıklanmış Craig tarafından yeniden yorumlanmıştır. Buna göre:
Var olmaya başlayan her şey varlığı için bir nedene sahiptir.
Alem var olmaya başlamıştır.
Öyleyse alem varlığı için bir nedene sahiptir.
Alemin bir başlangıcı var mıdır? Bu sorunun cevabı şöyle anlaşılır:
Alemde zamansal olaylar olmaktadır.
Bunların nedeni de yine zamansal başka olaylardır.
Zamansal olaylar zinciri geçmişe doğru sonsuz gitmez. Bir ilk neden gerekir.
Alemin bir başlangıcı olduğu düşüncesini birtakım emprik deliller de desteklemektedir. Genişleyen evren anlayışı bunlardan biridir. Bu teoriye göre evrenin yaklaşık 1.5 milyar yıl önce büyük bir patlamayla ortaya çıkmıştır.
3. Teleolojik Delil (Gaye ve düzen)
Bu delilin önde gelen savunucusu İbn Rüşt’tür (1126-1198).
Bu delile göre:
Evren bütün unsurlarıyla insanın ve diğer canlıların yaşamına uygundur.
Eğer bir şey bütün yönleriyle uyum içindeyse onun bir amacı vardır; bir amaç için düzenlenmiştir. Bu iki ilkeden alemin yaratılmış olduğu ve bir amacı olduğu sonucu çıkar.
Saat örneği (Paley).
Russel’a göre Evrim teorisi bu delili çürütmüştür. Çünkü bu teoriyle, yaşamın canlılara uygun bir biçimde yaratıldığı düşüncesi yerine, canlıların çevreye uygun biçimde kendilerini uyarladıklarını söylemektedir.
Evrim teorisinin yaratılış teorisine ters olup olmadığı tartışılan bir konudur. Evrime teistik yorum getirmenin mümkün olduğu bazı düşünürler tarafından dile getirilmektedir.
Behe’ye göre Biyolojik gelişmelerin tamamı akılllı bir dizaynın var olduğunu desteklemektedir.
Ayrıca evrim teorisine şöyle bir soru yöneltilebilir: Evrim yasaları neden bu şekilde var olmuştur?
Hawking’in dediği gibi, evren sıcak bir patlamayla oluşmuşsa ve bunun sonucunda 1.5 milyar yıllık bir süreç ortaya çıkmışsa, bu çok iyi ayarlanmış olmalıdır.
4. Ahlak Delili
Kant’a göre alemde “iyi niyet”ten başka kayıtsız olarak iyi diye nitelendirilebilecek başka bir şey yoktur. İyi niyet, mutluluğa layık olmanın ve ahlakın vaz geçilmez koşuludur.
En yüksek iyi, ancak ruhun ölümsüzlüğü ve Tanrı’nın varlığıyla gerçekleşebilir. Aksi takdirde en yüksek iyinin gerçekleşmesi zorunlu değil mümkün olur. Bunu kabul etmek, ahlakın kutsallığının kaybolmasına neden olur.
Kant’a göre, ancak her şeyi bilen, her şeye gücü yeten ve ahlaki mükemmelliğe sahip olan bir iradenin varlığı sayesinde en yüksek iyi gerçekleşebilir.
Ahlak delilinin bir başka çıkış noktası, ahlaki doğruların nesnelliğidir. İnsan tabiatının yasası insanlar tarafından yapılmış olmadığına göre, onun kaynağını maddi evren olarak göremeyiz. Yanlış yaptığımızda vicdanı rahatsız eden şey, insan üstü bir varlığa işaret etmektedir.
5. Dini Tecrübe delili (s. 146)
Gale’nin işaret ettiği gibi dini tecrübe delilinin geçerli olabilmesi için
Dini tecrübenin gerçekten meydana geldiğinin
Böyle bir tecrübenin Tanrı’nın varlığına kanıt olduğunun
Tanrı’nın varlığının bu yolla ispatlanabileceğinin açıkça gösterilmesi gerekir.


 
Din Felsefesi 06
Ateizm ve Kanıtları
Teizm, ateizm, ateist kelimelerin tanımları
Ateist yalnızca Tanrı’nın varlığına inanmamakla kalmaz, aynı zamanda onun yokluğunu ispatlamak için çaba harcar.
Ateizmin çeşitleri: Pozitif – Negatif ateizm
Pozitif: Tanrının var olmadığına inanmak; negatif: Tanrının varlığına inanmayan.
Agnostik, ateist demek değildir.
Felsefi anlamda ateist, Tanrının yokluğunu felsefi metotlarla ispatlamaya çalışan kişidir.
Mutlak ateizm – Pratik Ateizm
Mutlak ateizm tanrı düşüncesini tümden reddeder ve insanın tanrı düşüncesinin olmadığını savunur. Mutlak ateist Tanrı yoktur demeye bile gerek duymaz. Tanrı fikrine sahip olmadıkları için bütün çocukların ateist kabul edilmesi gerektiğini savunur.
Pratik ateizm: Tanrıya inandığını söyleyen ancak bunu hayatına sokmayan, tanrı yokmuş gibi davranan kişinin durumunu anlatır. İnananların ateizmi diye de adlandırılır. Ancak pratik ateizmin ateizm sayılıp sayılmayacağı tartışmalıdır.
Agnostisizm (La edriyye, la irfaniyye, bilinemezcilik: Tanrının varlığına ne inanan ne de reddeden kişidir. İnsan aklının Tanrının var veya yok olduğunu ispatlayamayacağını ileri sürer. Bu tür iddialarda bulunmanın anlamsız olduğunu savunur.
Ateistik kanıtlar:
Teizmin ileri sürdüğü kanıtlarda tutarsızlıklar bulunduğunu ileri sürerek Tanrının varlığını olumsuzlamaya çalışır.
En önemli delilleri kötülük problemidir.
1. Materyalizm, Fizikalizm ve Natüralizm
Fizikalizm: Var olan her şey fizikidir. İlk bakışta fiziki gözükmeyen ahlaki ve sosyal olgular bile ya fizikidir ya da fiziki olana dayanmak zorundadır.
Atomcu varlık anlayışı:
a) Atom ve boşluktan başka bir şey yoktur.
b) Bir şey yoktan var olmaz; var olan bir şey yok olmaz. Oluşum ve değişim atomların yer değiştirmesinden başka bir şey değildir.
c) Hiçbir şey tesadüf değildir. Gerçekleşen her şey bir olaya, doğal ve mekanik bir nedene bağlıdır.
d) Atomların sayısı ve biçimleri sınırsızdır. Bunlar birbirleri üzerine çarpma ve basınçla eylemde bulunur.
e) Varlıkların çeşitliliği atomların sayısına bağlıdır.
f) Atomlar ezelden beri karışık, rastgele hareket etmektedir.
g) Ruh, ince ve düz olan en hareketli atomlardan meydana gelmiştir. İnsanı canlı kılan bu atomlardır.
Teizm ile karşılaştırmalar: …
Evrim teorisi: …
Evrim teorisi doğrudan ateist bir kanıt değildir ancak felsefede natüralist bir kanıta dönüştürülmüştür.
Naturalizm doğa dışında hiçbir varlığın olmadığını, onun başka sebeplerle açıklanamaycağını savunur.
Naturalizm ile teizm arasındaki zıtlıklar (s. 166)
Dawkins, teleolojik kanıtın çürütülemeyeceğini (hurdalık, sert rüzgar ve boing 747), ancak bu kanıtın ateizm lehine kullanılabileceğini savunur. Ona göre düzenin varlığı Tanrının varlığını değil, doğal seçilimi gösterir.
Dawkins’in görüşlerine itirazlar içinde Plantinga’nınkiler dikkat çekicidir (s. 173). Konunun özü, doğal seçilimin kılavuzsuz olmasıdır.
2. Pozitivizm ve Mantıksal Pozitivizm
Immanuel Kant’ın insan bilgisinin olgular/fenomenler ile sınırlı olduğu görüşü metafizik bilginin imkansız olduğunu anlatmaktadır. Bu görüş, geleneksel düşünüş biçimlerine öldürücü bir darbe vurmuştur.
Saf Aklın Eleştirisi adlı kitabında spekülatif mantığa yönelttiği eleştirilerden sonra deney ve gözleme konu olmayan bilginin imkanı giderek kuşku ile karşılanmaya başlanmıştır.
Aguste Comte tarafından sistemli hale getirilen pozitivizm ve beraberinde İngiliz deneyciliği, sanayi devrimi, hep birlikte bilimsel bilginin güvenli bir yöntem olarak algılanmasına yol açmıştır.
Pozitivizmin temel tezleri şöyle özetlenebilir: (s. 177)
Üç hal Kanunu (s. 177)
Pozitivizm ile Materyalizm arasındaki fark: s. 177.
Mantıksal Emprisizm (mantıksal pozitivizm): 1920’li yıllarda Viyana çevresi olarak bilinen grup içinde çıkmıştır.
Dilin sınırları içinde olanın belirlenmesinde mantık ve bilimi iki temel ölçüt kabul ederler.
Bu iki ölçüte göre herhangi bir önerme eğer mantık ve matematiğin içinde değilse veya deneyle sınanamazsa saçmadır.
Bu nedenle Tanrı’nın varlığı sınanamadığı için Tanrı vardır önermesi anlamsız olmaktadır.
Eleştirisi: İbn Sina: Varlık sadece duyusallardan ibaretse aklın kendisi duyusal olmadığından öncelikle onu reddetmek gerekir.
Ahlaki Ateizm
 Teizm’e göre iyi bir varlık olan Tanrı bütün ahlaki değerlerin nihai kaynağıdır.
Ahlaki ilkelerin uygulanabilmesi için yaptırımın olması gerekir. Tanrı bu yaptırımın teminatıdır.
Ateistlere göre iyiliğin kaynağı tanrı değildir. Çünkü biz Tanrı iyidir dediğimizde iyilik kavramını Tanrıdan ayrı olarak bilmemiz gerekir ki böyle diyebilelim.
Eğer iyilik tanrıdan bağımsız olarak bilinebiliyorsa, teistlerin iddiası boşa çıkar.
Eleştirisi:
Teistler tanrı iyidir derken iyiliğin kendisi olduğunu söylemektedirler. İyilik tanrıya sonradan yüklenmiş bir sıfat değildir.

  
Duyurular  |  Makale ve Sohbetler  |  İletişim  |  Paylaşım