Ana Sayfa 4-8 Sınıflar 9-12 Sınıflar İlahiyat TestBank
Sosyal Etkinlikler Şiirler Hikayeler Fıkralar Site Hakkında
 
Site içi arama
 
 
Duyurular
Makale ve Sohbetler
İletişim
Paylaşım
  
 
Duyurular
 
  
 
Anket
 
   
 
Kullanıcı girişi
 
Kullanıcı Adı :
Şifre :
 
Hava Durumu
 
 
Ajanda
 
   
Makale ve Sohbetler
 
 
 

Hz. Muhammed (s)’e Hakaret ve Klasik Görüntüler

Allah’ın âlemlere rahmet olarak gönderdiği sevgili peygamberi Hz. Muhammed (s)’in saygınlığı, İslam’ın en kutsal değerlerinden biridir. Yüce Allah, peygamberini incitecek en küçük davranışa bile izin vermemiş, edepsizlik sayılabilecek davranışlara karşı, bizzat Müslümanları şöyle uyarmıştır:

“Ey iman edenler! Seslerinizi, Peygamber’in sesini bastıracak biçimde yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber’e yüksek sesle bağırmayın, yoksa siz farkına varmadan işledikleriniz boşa gider.” (Hucurat 2).

Hz. Muhammed’in kulluğu ve peygamberliği arasında kurulan hassas dengeye göre, o bir insandır. Fakat görevi ve konumu itibarıyla sıradan bir insan değil, Allah’ın yüce buyruklarını insanlara ulaştıran ve onun yeryüzüne yayılmasının öncülüğünü yapmış olan, örnek insandır. Bu nedenle Hz. Muhammed (s), Müslümanların kutsal değerleri arasında çok özel bir yere sahiptir. Ona yapılan en küçük bir saygısızlık, dünyanın her tarafındaki Müslümanları derinden yaralar.

Müslümanların bu hassasiyetini dost düşman herkes bilir. Bildiği için de gizli hesap peşinde olanlar, toplumun karışmasından çıkar umdukları zamanlarda bu hassasiyeti tahrik eder. Binlerce kez tekrarlanmış toplumsal olayların oluşturulması süreci sır değildir: Hz. Muhammed’e hakaret içeren bir ‘enstruman’ ortaya çıkarılır. Medya ve sosyal medya aracılığıyla, bir taraftan hakaret enstrumanı, bir taraftan ona gösterilen tepkiler abartılır, köpürtülür. Toplumlar karışır, yığılmalar, yıkmalar, yakmalar meydana gelir; insanlar ölür. Bu kaos ortamında, gizli hesapları olanlar, bu arada amacına ulaşmış olur. Sürekli tekrarlanan ve her defasında üzücü olayların meydana gelmesine neden olan bu sürecin işletilmesine engel olacak bir önlem maalesef bulunmamaktadır.

Amaçları ve sonuçları yönünden karşılaştırıldığında, kalabalık bir mekâna bomba bırakmakla büyük kitlelerin kutsal değerlerini ayaklar altına almak arasında bir fark bulunmamaktadır. Kutsal değerlere hakaretin, toplumda kaos yaratmaya yönelik art niyetli bir tahrik olduğu açık olduğuna göre, toplumun barış ve güvenliğini tehdit eden ve ölümlü olaylara sebebiyet veren kutsal değerlere hakaret suç kapsamına alınmalıdır. Düşünce özgürlüğünü zedelememek kaydıyla, kutsal değerlere hakaretin tanım ve biçimleri belirginleştirilerek, bu oyunun tekrar tekrar oynanmasına artık son verilmelidir.

İnsanların değerlerini aşağılayarak kitleleri sokağa dökmenin, ölümlere, yaralanmalara, maddi ve manevi zararlara sebebiyet vermenin bir bedeli olması gerekmez mi?

Ali KUZUDİŞLİ
22 Eylül 2012

Duyurular  |  Makale ve Sohbetler  |  İletişim  |  Paylaşım