Ana Sayfa 4-8 Sınıflar 9-12 Sınıflar İlahiyat TestBank
Sosyal Etkinlikler Şiirler Hikayeler Fıkralar Site Hakkında
 
Site içi arama
 
 
Duyurular
Makale ve Sohbetler
İletişim
Paylaşım
  
 
Duyurular
 
  
 
Anket
 
   
 
Kullanıcı girişi
 
Kullanıcı Adı :
Şifre :
 
Hava Durumu
 
 
Ajanda
 
   
Makale ve Sohbetler
 
 
 

Alevilik Detaylarıyla Öğretilecek

Bu Yıldan İtibaren Öğrenciler Aleviliği Detaylarıyla Öğrenecek
Yeni eğitim öğretim yılıyla birlikte kültür ve eğitim-öğretim tarihimiz açısından çok önemli bir sayfa sessiz sedasız açılmış bulunuyor. Üzerinde yaşadığımız topraklarda yüzyıllardan beri varlığını içe dönük olarak devam ettiren Anadolu’nun önemli bir kültür damarı, resmen gün yüzüne çıkarılıyor. Bundan önce, Alevi türkülerinden, semahlardan, cemevi cenaze törenlerinden ve birtakım sembollerden kamuoyunun belleğinde oluşmuş olan gölgesel imaj, ilk kez Aleviliğin öz kaynaklarına dayanan bilgilerin ışığında, okul sıralarında detaylandırılacak. Bu yıldan itibaren ilköğretimin ikinci kademesinde Cem, cemevi, razılık, oniki hizmet, semah, musahiplik, gülbenkler ve Hızır orucu; ortaöğretimde bu konuların daha geniş açılımlarıyla birlikte Muharrem ayı ve aşure konuları, ayrıntılı bir şekilde işlenecek. (Bu arada Nusayriliğin de ilk kez ders kitaplarında yer aldığını söyleyelim.)
Alevilik hakkında yalnız Sünni kesimde değil, Alevi kesimde de ciddi bir bilgi kıtlığı bulunmaktadır. Diyanet’in temel Alevi kaynaklarını orijinalleriyle birlikte yayınlaması, bilgi ihtiyacını bir nebze giderse de, bu konuda hâlâ önemli bir açık bulunmaktadır. Eldeki sağlam bilgilerin halka henüz inmemiş olması problemi, umut edelim ki yeni programla birlikte ortadan kalksın. Öğretmenlerin, konusu geldiğinde bu kitaplardan sınıflara götürerek, oradan ilgisini çeken bölümleri öğrencilerle paylaşması, süreci hızlandırabilir.

Sünnilerle Aleviler arasındaki pek çok ortak noktadan en önemlileri, Allah inancı, Muhammed (s) ve Ali (ra) sevgisi ve Kur’an’a bağlılıktır. Bununla birlikte halkın her iki kesiminin de ortak sorunu, temellendirilmiş doğru bilgilerden ziyade, kulaktan dolma bilgilere sahip olması ve her kesimin kendi bildiklerinin dışındaki anlayışlara karşı kulaklarını ve gönlünü kapatmasıdır. Oysa her bir kesim, Kur’an hakkındaki bilgilerini, farklı anlayışları da dikkate alarak biraz derinleştirse, İslam’ın sembollerinden biri olan ‘orta yol’u kolayca bulacak, böylece avare ve sessiz akan dereler birleşerek coşkun nehirlere dönüşecektir.

Aleviliğin örgün öğretim programına alınması, asırlar boyunca kafalarda oluşmuş olan kalıpların kırılması açısından önemli işlev görecektir. Alevilikle ilgili konuların okullarda işlenmesiyle birlikte hem Alevi hem de Sünni kesimde daha önce sorulmayan sorular sorulacak, genç beyinlerden yayılan bir sorgulama süreci başlayacaktır. Kamuoyu bu anlamda yeni gündemlere hazırlıklı olmalıdır. Anne babalar, çocuklarının okuldan öğrendiği Alevi kültürüyle ilgili bir bilgiyi evde kendilerine sormalarından endişe etmesinler. Aynı şekilde dersi, öğretmeni suçlayarak, meseleyi kestirip atmasınlar. Bunun yerine doğru olanı yapıp, çocuğun sorusuna ikna edici cevaplar versinler. Veremiyorlarsa birlikte araştırsınlar.

Elbette bu konuları işleyen öğretmenin yaklaşımı çok önemlidir. Din Kültürü öğretmenlerinin Aleviliğe bakışlarında son dönemlerde önemli değişimler oldu. Öğrencileriyle birlikte cemevlerine kültürel gezi yapan, iftarlarına katılan, onlarla söyleşen, düzenledikleri panellere alevi dedelerini davet eden öğretmenlerin haberlerini çeşitli şekillerde duyuyoruz. Ancak net olarak belirtelim, dersi işleyecek olan öğretmen, yeni dönemde Alevilik konusundaki bilgilerini mutlaka revize etmeli ve geliştirmelidir. İnsanlar bilmediklerinden daha çok yanlış bildiklerinden zarar görmektedir. Bu nedenle bilinen bilgilerin zaman zaman tekrar gözden geçirilmesinde yarar bulunmaktadır.

Elbette yanlış hesap peşinde olanları unutmamak lazım. Bunlar, insanların birbirini dinleyerek, anlayarak barış içinde yaşamalarının bir yolunu bulmalarından rahatsızlık duyan kimselerdir. Bu insanlar farklılıkları çoğaltmak, ayrılıkları derinleştirmek isterler. Bir taraftan bazıları Aleviliği pagan (putperest) kültürlere yamamaya çalışırken diğer taraftan bazıları karşısındakini zındıklıkla suçlar. Düşmanlığı körükleyecek şehir efsaneleri üretmek, bilgileri çarpıtmak, hep mağdurları oynamak, karşı tarafı sürekli suçlamak ve küçümsemek, yanlış hesap peşinde olanların karakteristik özellikleridir. Bu insanlardan bazıları yeni dönemde her zamankinden daha çok huzursuz olacak, din kültürü dersinin varlığını sorgulayan atraksiyonlara sarılacak, dillerinden düşürmedikleri ‘sizi asimile etmek istiyorlar’ tehdidini sakız gibi çiğneyeceklerdir. Yeri gelmişken şu asimile meselesini de konuşalım.
Dinlerarası diyalogun gündemin ilk sıralarında yer aldığı yıllarda, Müslümanlardan bir kesim, ısrarla İslam’ın Hıristiyanlaştırılmaya çalışıldığını, yani asimile edilmek istendiğini çeşitli platformlarda dillendirip duruyordu. Dinlerararası diyalog çerçevesinde birçok etkinlik organize edildi, çeşitli dinlerden insanlar bir araya gelerek kendilerini anlattılar; karşılarındakini dinlediler. Söyleyecek sözü olanlar söyledi; merak edenler bilgilendi; itirazı olanlar dile getirdi. Sonuçta ne oldu? Dinler kendilerine yabancılaşıp birbirine mi girdi? Silikleşip ortadan mı kayboldular? Hayır. Aksine her kesim yalnız karşısındakini tanımakla kalmadı, aynı zamanda kendini de daha iyi tanıdı; güçlü ve zayıf yanlarını gördü, karşı yakadan nasıl algılandığını görme imkanı elde etti.
Alevilerden bir kesim de sürekli asimile tehlikesini işleyip duruyor; ‘sizi asimile etmek istiyorlar’ öcüsüyle halkı korkutup dışa açılma ve diyalog imkanlarının önünü kesmeye çalışıyorlar. Oysa bunu yapmakla en büyük kötülüğü başta Aleviliğe yapıyorlar. Çünkü ehlince malumdur ki dışa kapalı kalan her düşünce nefessiz kalıp ölür. Bir düşünce diğerleriyle karşılaşacak ki, serpilip gelişsin; derinlere kök salsın, dal budak versin.

Erdemi yücelten her öğreti, bilgiye değer verir. Hakk’a müptela olan her kim varsa gönlünün kapılarını bilgiye açmalıdır; çünkü Hakk’a giden en sağlıklı yol bilgidir. Cehalet ise, insanı canavarlaştıran kin ve düşmanlık duygularının temel gıdasıdır. Bu açıdan Aleviliğin ders programına alınması toplumsal barış ve kardeşlik yolunda atılmış bilgi temelli çok önemli bir gelişmedir.
Yrd. Doç. Dr. Ali KUZUDİŞLİ
Gümüşhane Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
www.dinibil.com Yöneticisi

Duyurular  |  Makale ve Sohbetler  |  İletişim  |  Paylaşım