Ana Sayfa 4-8 Sınıflar 9-12 Sınıflar İlahiyat TestBank
Sosyal Etkinlikler Şiirler Hikayeler Fıkralar Site Hakkında
 
Site içi arama
 
 
Duyurular
Makale ve Sohbetler
İletişim
Paylaşım
  
 
Duyurular
 
  
 
Anket
 
   
 
Kullanıcı girişi
 
Kullanıcı Adı :
Şifre :
 
Hava Durumu
 
 
Ajanda
 
   
Makale ve Sohbetler
 
 
 

“Din dersi” tartışmalarının kritiği

“Din dersi” tartışmalarının kritiği

 

Eksi Uçtan Artı Uca

 

Yürürlükte “Din dersi” adında bir ders olmadığı halde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB) dersinin adı, kamuoyunda “Din dersi” olarak biliniyor. Konuya buradan girmek, daha isabetli olacak… Kamuoyu, neden DKAB dersini “Din dersi” olarak biliyor? DKAB isminin uzun olmasının etkisi elbette vardır, ama bunun yanı sıra, halkın DKAB dersinden ne anladığının da bir göstergesi… İster eksi uçta olsun, isterse artı uçta, aslında bir kültür dersi olan DKAB’ı halk, belli bir dinin öğretildiği ders olarak görüyor. Bu nedenle, “Din kültürü ve ahlak öğretimi” ile “Din eğitimi”nin birbirinden farklı oluşu, yasal metinlerde tespit edilse bile, toplumun gözünde herhangi bir anlam taşımayacaktır.

 

Eksi uçta bulunanlara göre din eğitimi ve öğretimi MEB’in programlarından tamamen kaldırılmalı, toplumun bu yöndeki ilgisi zayıflatılmalı, nihayetinde yok edilmelidir. Bu kesimin din ile bağlantısı, erkek çocukların sünnet edilmesi, Şeker Bayramı, iftar sofrası gibi birkaç konudan ibarettir. Onların en güzel tasvirini Orhan Pamuk, İstanbul adlı romanında yapmıştır. Tekrar tekrar okumaya, üzerinde kafa yormaya değer… Bu kesimin, adı ne olursa olsun, hatta içeriği ne olursa olsun, din dersini olumlamayacağı açık ve net olarak ortadadır.

 

Eksi uçtan merkeze doğru yaklaştıkça, dini kültürün basit düzeyde ve isteğe bağlı olarak okutulabileceği görüşü hakim oluyor. Merkezden artı uca doğru ilerledikçe din kültürü ve ahlak öğretiminin zorunlu, din eğitiminin ise isteğe bağlı olarak okutulması görüşü ağırlık kazanıyor. Artı uçta ise, kendi din anlayışını başkalarına din olarak dayatmaya çalışan kimseler yer almakta… Bu kesimi, DKAB dersinin zorunlu olması da, devletin vereceği din eğitimi de kesmez…

 

 

Aleviler tartışmanın neresinde?

 

Alevileri tek bir grup olarak değerlendirmek hatalı olur… Aleviliği etnik bir grup olarak gören Aleviler, DKAB öğretimine kökten karşı çıkmaktadırlar. Onların en sık kullandıkları argüman, “alevi çocukların bu yolla asimile edilmeye çalışıldığı”dır. “Dede” terbiyesiyle büyümüş “dindar” Aleviler de mevcut din öğretimine karşı… Çünkü onda, kendilerine dair bir şey bulamadıklarını dile getiriyorlar. DKAB programında yapılan son değişikliklerle Alevilik öğretisiyle ilgili konuların programa alınmış olması henüz çok yeni olduğundan ve uygulamadaki sonuçlar henüz ortaya çıkmadığından, Alevilerin bu yönde bir değerlendirmeleri bulunmamakta…

 

İlahiyat Öğretim Üyeleri ne diyor?

 

İlahiyat öğretim üyelerinin hakim görüşü, dinin kültürel boyutuyla öğretiminin zorunlu dersler arasında yer alması, bununla birlikte, isteyene din eğitimiyle ilgili ders verilmesi şeklinde özetlenebilir.

 

Eğitim Fakültelerinden çıt yok…

Bu konuyla ilgili Eğitim Fakültelerinin öğretim üyelerine e-mailler göndermemize rağmen, hiçbirinden cevap gelmediği gibi görüşleri kamuoyuna da yansımadı.  Oysa DKAB bölümü iki yıldır Eğitim Fakültelerine bağlı durumda…

 

DKAB’ın zorunlu derslerden olması neden endişelendiriyor?

 

Dindar çevrelere ve dini kültüre uzak olan kimseler, dindar çevrelerin kendi üzerlerinde olan baskılarından sürekli şikayet etmişlerdir. DKAB’ın zorunlu statüsünün devam etmesi durumunda bu baskının daha da yoğunlaşacağından endişe etmekte, oğlunun, kızının veya bir arkadaşının yaşadıklarından örnekler vererek durumun vahametini ortaya koymaya çalışmaktadırlar. 

 

Örnek olarak verilen olaylarda “baskı kuran” kişi veya kişiler, iyi bir incelemeden geçirilseler, onların ya dini kültür seviyelerinin düşük düzeyde olduklarını ya da toplum içinde oluşan çatlaklar ve gerilmeler nedeniyle uç noktalara savrulmuş olduklarını göreceklerdir. Birinci ihtimalle ilgili olarak Erzurumlular arasında meşhur olan bir olayı burada anmak yararlı olabilir:

Sağ-sol davalarının kızgın olduğu dönemlerde üçbeş delikanlı, trenden henüz inmiş genç bir talebenin etrafını çevirmiş. İçlerinden en irisi, gence tepeden bakarak: “De bakiiiim sen necisen?” demiş. Genç korku ve şaşkınlıkla kem küm etmiş… Öbürü gürlemiş: “Kes ula…! Oku bakiiim “kulfi”yi…! Genç “Kul-huvallah”ı bir güzel okumuş. İri kıyım, sağındakine dönmüş; “Ula, de bakiiim, doğru mu okudi?”

 

DKAB dersi neden zorunlu olmalı?

 

1.Türk toplumunun kültüründe dini kültürün baskın olduğu açık bir durumdur. Bir çocuğa dini kültürü vermeksizin, dil dahil pek çok bilgiyi tam olarak veremezsiniz.

 

Dilden başlayalım: Uzun Osmanlı dönemi boyunca oluşturulmuş edebi kültürümüzü bir tarafa bırakacağım ve sadece her ders kitabının birinci sayfasında yer alan İstiklal Marşı’ndan birkaç örnek vereceğim:

“Sana olmaz dökülen kanlarım sonra helal”  Helal ne demektir?

 

“Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal” “Hakk’a tapan” ne demektir?

 

“Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var”

“Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar?” İman ne demektir?

 

“Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın?” Hakk’ın va’detmesi ne demektir?

 

“Düşün altında binlerce kefensiz yatanı” Kefensiz yatmanın anlamı nedir?

 

“Sen şehit oğlusun…” Şehit ne demektir?

 

“Verme dünyaları, alsan da bu cennet vatanı” Cennet nedir?

 

“Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan şühed┠Şühedâ nedir?

 

“Cânı, canânı, bütün varımı alsın da Hüd┠Hüdâ nedir?

 

“Ruhumun senden, İlâhi, şudur ancak emeli” İlâhi nedir?

 

“Değmesin mabedimin göğsüne nâmahrem eli” mabet nedir, nâmahrem nedir?

 

“Şu ezanlar ki, şehadetleri dinin temeli” Ezan nedir, ‘şehadetleri’ nedir?

 

“O zaman vecd ile bin secde eder –varsa- taşım” Secde nedir?

 

Burada, dinin öz malı olan tam onbeş kavram bulunmaktadır. Bir de dinle bağlantısı kurulmaksızın tam anlaşılamayacak değinmeler var: Örneğin “ruhun yükselerek arşa varması” gibi…

 

Çok merak ediyorum, dini kültür öğretilmemiş çocuklar, İstiklal Marşı’nı nasıl anlayacak, hangi ruhla nasıl coşacak? Vatana yönelen tehditler karşısında dağları hangi güçle yırtacak, kükremiş sel gibi bendini nasıl çiğneyip aşacaktır?

 

2.  Dini kültürü öğretmeksizin, bu toplumun mayası olan Mevlana’yı, Yunus’u, Hacı Bektaş’ı ve diğerleri nasıl öğretilecektir?

 

3. Dini inanç ve duygular öğretilmeksizin ve benimsetilmeksizin toplumsal birlik, dayanışma ve yardımlaşma nasıl öğretilecek, bu duygular hangi dini-felsefi temeller üzerine bina edilecektir?

4. Ahlaki değerler hangi temellere dayandırılacaktır?

5. Dini kültür öğretilmeksizin, tarihimiz nasıl öğretilecektir? Fetihler nasıl açıklanacaktır?

6. Özetle; toplumun içinden söküp çıkarılmaya çalışılan dini kültürün yerinde oluşacak kocaman ve derin oyuk, neyle ve nasıl doldurulacaktır?

 

Yavan bir demogoji: “Dinde zorlama yoktur diyorsunuz, öyleyse neden din dersi zorunlu olsun diyorsunuz?”

 

“Dinde zorlama yoktur” ayetinin anlamının, “kimseyi bir dine girmeye zorlama yoktur” anlamına geldiğini herkes bilir. Din Kültürünün, bir başka kültür dersi olan Türkçe gibi zorunlu bir ders olmasını istemenin “Dinde zorlama yoktur” yargısıyla hiçbir alakası olmadığı açık değil mi?

 

Din öğretimi seçmeli olursa ne olur?

 

1. Okullar, din dersi verilen okullar, verilmeyen okullar biçiminde ikiye bölünecektir. Her iki tarafta kalan okul idarecileri töhmet altında kalacaklardır.

2. Okul içinde, din dersi alan ve almayan öğrenciler ayrımı çıkacaktır. Çocuklar olayı abartarak din dersi alanlara gerici; öbür taraf berikini dinsiz olmakla suçlayacak, topluma zarar veren önyargılar pekiştirilmiş olacaktır. DKAB dersini alanlarla almayanların arası bölünerek her iki kesimin birbirini dinlemesinin ve anlamasının önü kesilmiş olacaktır.

3. Alevilerle Sünniler arasında son birkaç yıldır oluşan diyalog köprüsü temelli yıkılacaktır.

4. Dindar kesimde, “dinimize sahip çıkalım” gayreti başlayacak; seçmeli din dersi talebinde patlama olacaktır; din kültürü dersi naif bulunarak Kur’an ve ibadet eğitimi talep edilecektir.

5. Aleviler, seçmeli olarak Alevilik dersinin konulmasını talep edeceklerdir. Bu dersin programı konusunda, Aleviler arasında tartışmalar ve ayrışmalar başlayacaktır. Allah-Muhammed-Ali inancı, 12 imam kutsallığı, 4 kapı kırk makam öğretisinde şeriat kapısı öğretisi, tartışmaya açılmış olacaktır. Dedeliğin neden babadan oğula geçtiğini merak edenler çıkacaktır.

6. “Din dersi talep edene okutulsun - talep eden muaf tutulsun” müzmin tartışması hortlatılmış olacaktır.

7. Türkiye, kendini yeniden başa saracak, tartışmaların arkası kesilmeyecektir.

 

Sağduyu ne diyor?

 

1. İnsanlar arasına ayrım sokmaksızın, bu milletin ortak paydalarından biri olan dini kültür, diğer dersler gibi zorunlu okutulmalıdır.

2. Yeni DKAB programının felsefesindeki çoğulculuk uygulamaya da yansıtılmalıdır.

3. DKAB dersi, aynı zamanda dini kültürün de bazı yönleriyle sorgulandığı ve eleştirildiği bir olgunluğa ulaştırılmalıdır. Din ile dini kültürün birbiriyle benzeşen ve ayrı olan yönleri olduğu vurgulanmalıdır.

 

22.09.2007

Dr. Ali KUZUDİŞLİ

Duyurular  |  Makale ve Sohbetler  |  İletişim  |  Paylaşım