Ana Sayfa 4-8 Sınıflar 9-12 Sınıflar İlahiyat TestBank
Sosyal Etkinlikler Şiirler Hikayeler Fıkralar Site Hakkında
 
Site içi arama
 
 
Duyurular
Makale ve Sohbetler
İletişim
Paylaşım
  
 
Duyurular
 
  
 
Anket
 
   
 
Kullanıcı girişi
 
Kullanıcı Adı :
Şifre :
 
Hava Durumu
 
 
Ajanda
 
   
Makale ve Sohbetler
 
 
 

Türk Dünyasında Hıdrellez

Hızır ile İlyas isimlerinin halk ağzında söylene söylene bugünkü adını alan hıdrellez, kökü İslam öncesi eski Orta Asya’ya dayanan halk bayramının adıdır. Bu bayram özellikle Anadolu ve Balkan Türkleri arasında 6 Mayıs günü kutlanmaktadır. Hıdrellez, halk arasında biri karada, diğeri denizde, darda kalanlara yardım ettiklerine inanılan Hızır ve İlyas peygamberlerin yılda bir defa bir araya geldikleri gün olarak kabul edilir. Ancak bu inanışta İlyas’ın şahsiyeti silinerek Hızır motifi öne çıkarılmıştır. Dolayısıyla bu bayramda icra edilen bütün merasimler Hızır’la ilgilidir.

“Osmanlı Devleti’nde 6 Mayıs, halk arasında yaz mevsiminin başlangıcı sayılmaktaydı. Hıdrellez İslam dünyasının her tarafında kutlanmadığı gibi, kutlandığı yerlerde de merasimler aynı değildir. Nitekim İslam folklorunda Hızır ile İlyas hakkında çok zengin inançlar olduğu halde belirlenmiş bir gün yoktur. Hatta Türk dünyasının her tarafında 6 mayıs kutlama günü olarak bilinmez. 16.y.y.’da İstanbul’a yerleşen Yesevi tarikatına mensup Türkistanlı müellif Hazini, başta Buhara ve Semerkand olduğu halde bütün Maveraünnehir’de Hızır-İlyas adına şenlikler yapıldığını ifade etmiştir. Ayrıca Türkiye’deki Aleviler ve İran’daki Karakoyun’lu Türkleri (Çihiltenler)arasında şubat ayı ortalarında ”Hızır Nebi Bayramı” adıyla hıdrellezden ayrı ve oruçla geçirilen bir bayramın olduğu bilinmektedir. Nevruzdan altı hafta öncesine rastlayan bu bayram, eski oniki hayvanlı Türk takvimindeki yılbaşına tekabül etmekteydi

Yalnız Anadolu, Balkanlar, Kırım, Irak ve Suriye Türklerine mahsus bir halk şenliği olarak kutlanmaktadır, Hıdırellez. Altı Mayıs Türklerin Anadolu’ya geldikten sonra tanıdıkları tarihtir. Doğu Hıristiyanlıktaki Aziz Yorgi kültü de bu tarihte kutlanmaktaydı. Doğu Hıristiyanlığında önemli yeri olan bu kült zaman içinde Hızır-İlyas kültü ile birleşerek özdeşleşmiş ve böylece 6 Mayıs tarihi Ortadoğu ve Balkanlarda Hıristiyan-Müslüman kültür etkileşimi sonunda hem Aziz Yorgi hem de hıdrellez bayramı olarak kutlanmaktadır. Ortadoğu ve Balkanlarda hem Müslümanların hem de Hıristiyanların kutladığı bu yaz bayramı, kökü İslam ve Hıristiyanlık öncesi ilkçağ Anadolu, Mezopotamya ve Orta Asya kültürlerine kadar gider. Tabiatın dirilmesi demek olan baharın gelişi, ilk çağlarda önemli bir olaydı. Kısacası, hıdrellez bayramının kökünde bütün bu kültürlerdeki bahar ve yaz bayramları geleneklerinin uzun asırlar süren katkılarını kabul etmek gerekir.”( T.D.V.İslam Ansiklopedisi,cilt 17,sh.313)

Hıdrellez bayramlarının icrası, yeşillik ve su kenarlarında kutlanması, bu halk bayramının putperest köklerini ortaya koymaktadır. 5 Mayıs günü temizlikle başlayan hıdrellezle ilgili merasimleri adet ve gelenekleri dört grupta toplayabiliriz.

1.Şifa ve sağlık talebine yönelik olanlar
2. Bereket,bolluk ve uğura yönelik olanlar.
3.Mal, mülk, mevki ve servet talebinde olanlar.
4.Kısmet ve talih açmaya yönelik olanlar.

Genellikle hıdrellez gecesi Hızır’ın yeryüzünde dolaştığı, dokunduğu şeylere bereket getirdiği inancı çok yaygın olduğundan, o gece evlerdeki yiyecek ve içeceklerin açık bırakılması, dileklerin kağıda yazılarak gül ağaçlarının dibine konulması vb. şeyler yukarıda bahsi geçen ikinci gruba örnek verilebilir. Bazı kasaba ve şehirlerin yakınında yeşillik bir mekandan oluşan ve “hıdırlık” denen, insanların bir arada yiyip içip, eğlendikleri yerler bulunur. Benim hatırladığım kadarıyla Safranbolu’yu ziyaretimde hıdırlık tepesinden tarihi kenti nazar etmiştim. Bu tepede hıdrellez şenliklerinin yapıldığını rehberimiz anlatmıştı.
Hıdrellez inanış ve adetleri edebiyata da yansımış ve Gılgamış destanından bu yana yazılı ve sözlü edebiyat geleneğinde yer almıştır. Anadolu’nun bir çok yerinde hıdırlık denilen mesire yerlerinin bulunması ve bahar eğlencelerinin burada yapılması edebiyatımızda hıdrellez temasının canlı tutulmasını sağlamıştır. Dede Korkut’tan itibaren, Ebu Müslim Horasani, Battal Gazi, Danişmend Gazi, Sarı Saltuk, Köroğlu gibi kahramanların hayatları etrafında geçen destansı romanlarda, gerek hıdrellez, gerek hıdırlıklarda devam eden sosyal faaliyetler ve gelenekler ekseninde yer alan hıdrellezin de zikredildiği görülür. Klasik Türk şairleri hıdrellez günlerini “evvel bahar” olarak ele almışlardır. Bazı mesnevilerde de hıdrellez ve hıdırlık geçmektedir. Hıdrellez ile alakalı zengin folklor malzemesinin bulunduğu en önemli eser Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesidir. Modern Türk şiirinde hıdrellezden ilham alan manzumeler vardır. Arif Nihat Asya’nın “Hıdrellezde Kızlar” isimli şiiri buna örnektir. Milletlerin oluşmasında kültürlerin önemi büyüktür. Kültürleri oluşturan önemli unsurların başında ise gelenek-görenek, örf ve adetler ile töre ve inançlar gelmektedir. Hıdrellezden sonra yazın geldiği inancını yaşatan Türk toplumu,hıdrellezle birlikte kışın geride kaldığını, tabiatın canlandığını ve yeşerdiğini bir bayram sevinciyle kutlamaktadır. Hıdrellez gününe dair yaygın inançlardan biri yoğurt çalmadır. Hıdrellez günü yoğurt mayasız çalınır. Yoğurdun tutması halinde eve Hızır’ın uğradığına inanılır. Kültür Bakanlığı, Halk Kültürlerini Araştırma Genel Müdürlüğü tarafından 1990 yılında düzenlenen Türkiye’de Hıdrellez Geleneğinin Derlenmesi projesi, hıdrellez ile alakalı bilgilerin toplanmasını sağlamıştır. Bununla birlikte aynı genel müdürlüğün Hıdrellez Kültür ve Bahar bayramının tüm yurtta kutlanmasına yönelik çabalarından dolayı ilgilileri kutluyorum.

Yaşadığımız bölgede Hıdrellez Bayramı cılız bazı etkinlik ve çocukların ateş yakıp üzerinden atlamaları dışında bir varlık gösterdiği söylenemez. Oysa Anadolu’nun bir çok yöresinde Hıdrellez bayram havasında kutlanmaktadır. Bu kültürümüz de bir gün sahip çıkılmadığı için korkarım unutulacaktır. Bu konuda kurum ve kuruluşlara görevler düşmektedir. Bir çok beldemizde olduğu gibi Ödemiş başta olmak üzere havzamızda yer alan diğer ilçelerin belediyeleri geç kalmadan Hıdrellez kültürünün yaygınlaşması ve yaşatılması yönünde harekete geçmelidirler. Diğer kurum ve kuruluşlar da kültür değerlerimizin yaşatılmasını sağlamak için gerekli çalışmaları başlatmalılar diye düşünüyorum. İnşallah gelecek yıllarda Hıdrellez şenliklerinin yapıldığı bir Ödemiş’i hep birlikte görürüz. Bundan 25-30 sene önce Hıdrellez bizim çocukluk yıllarımızda kırlara çıkılarak kutlanan, çay kenarlarında özellikle genç kızların rağbet ettiği, hurafe inanç ve uygulamalarla birlikte yaşanan, yaşatılan bir bayramdı. Hıdrellez günü tatil değildi ama okulu kırmak için bir fırsattı, o günlerin çocukları için. Bayram çocuklarımızla daha da güzel. Ne olur onları bayramsız ve seyransız bırakmayalım. Bizim de Hıdırlık tepemiz olsun. Oradan hem güzel şehrimizi temaşa edelim hem de hıdrellez şenliklerini orada yapalım.Gölcük veya Bozdağ beldeleri bu tür faaliyetler için oldukça uygun. Hem bu tür faaliyetlerin ekonomik yönden katkılarının olduğu da bir gerçek. Sevgili dostlarım, sizleri bu hafta kültür deryamızda bir yolculuğa çıkarmak istedim. Kültür ve medeniyetimizi oluşturan bu değerlere dikkat çekmek istedim. Sağlık ve esenlikle kalın.

Mehmet Kamer

Duyurular  |  Makale ve Sohbetler  |  İletişim  |  Paylaşım