Ana Sayfa 4-8 Sınıflar 9-12 Sınıflar İlahiyat TestBank
Sosyal Etkinlikler Şiirler Hikayeler Fıkralar Site Hakkında
 
Site içi arama
 
 
Duyurular
Makale ve Sohbetler
İletişim
Paylaşım
  
 
Duyurular
 
  
 
Anket
 
   
 
Kullanıcı girişi
 
Kullanıcı Adı :
Şifre :
 
Hava Durumu
 
 
Ajanda
 
   
Makale ve Sohbetler
 
 
 

Üç Şehitler Tekkesi

ÜÇ ŞEHİTLER TEKKESİ

Osmanlının son dönemlerinden beri bu şehitliğin var olduğu ve şehit mezarlarının bulunduğu tepeye ‘Tekke’ denildiği bilinmektedir. Kiraz ilçesinin Umurcalı köyünde bulunan ‘Üç Şehitler Tekkesi’ birkaç yıldan bu yana Mart ayının son haftasına denk gelen Pazar günü çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Kiraz ilçesi başta olmak üzere Beydağ ve Ödemiş’ten de şehitlerimizi anma gününe katılanlar oluyor. Geçtiğimiz Pazar günü oradaydım. Çevre köylerden gelenlerle yaklaşık bin kişi törene katıldı ve şehitliği ziyaret etti. Yemeklerin yenildiği, mevlitlerin okunduğu, yağmur dualarının yapıldığı ve her şeyden önemlisi yattığı toprakların tapu senetleri olan mübarek şehitlerimizin anıldığı bu buluşmalar, ülkemizin bir çok yöresinde gerçekleştirilmektedir. Daha geçen hafta milletçe Çanakkale programları tertip ederek şehitlerimizi yad ettik.


Osmanlı, tarihini Vak’a nüvist adı verilen kişilere yazdırmıştır. Tarihine bu kadar önem veren bir neslin torunları olduğumuzu unutmadan tarih yazma işinin ne kadar önemli ve hayati bir iş olduğunu belirtmek istiyorum. Osmanlı tarihinin yazılarak, Cumhuriyet kuşaklarına ulaştırılması çok yakın tarihlerde olmuştur. Hatta batılı tarihçiler ve müsteşrikler Osmanlı tarihini bizden evvel yazmışlardır. Tarihi olayların gününe tespit edilerek gelecek nesillere aktarılması işini biz biraz savsaklıyoruz. Bu konudaki çalışmalar bizde oldukça yenidir. Benim bu konuyu işlemem hem tarihime olan duyarlılığımdan hem de yerel tarihin kayıt altına alınması işinin ihmal edilmesinden kaynaklanmaktadır. Bir eğitimci olarak yörenin tarihi ve kültürel değerlerini yazarak geleceğe taşımak istiyorum. Amacım tarihçilerin sahasına girmek ve tarih yazmak değildir. Tarih yaşanır, birileri de onu yazar ben sadece o birilerindenim.

Üç şehitler tekkesinin tarihi hiç yazılmamış. Bizde genellikle sözlü anlatım geleneği hakimdir. Bir Kiraz’lı olarak tarih ve kültürel değerlerimizi araştırmaya ve yazmaya devam edeceğim, inşallah. Tekenin yani ‘Üç Şehitler Tekkesi’nin tarihi hakkında Kiraz Umurcalı köyünün ileri gelenlerinden, yaşlılarından ve çocuk yılları bu köyde geçmiş olan muhterem babam Yusuf Hoca’dan dinlediklerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.


Yaklaşık 90-100 yıl önce Umurcalı köyü yerli Rumlarından İzmir’den gelerek bu köye yerleşmiş, sonradan Müslüman olmuş, bu köyden evlenmiş ve bahçıvanlıkla uğraşan Halil Efendi, bir gün rüyasında Üç Şehitleri görmüş ve eşiyle çocuklarına anlatmıştır.
Üç şehitlerin hikayesi bu kişinin eşine ve çocuklarına anlattıklarından ibarettir. Bu konuyla ilgili tarihi bir belge veya vesikaya maalesef sahip değiliz.Dilerseniz bundan sonrasını Halil Efendinin torunu Şevki Umurcalı’dan dinleyelim.”Dedeme rüyasında bugün Tekke denilen yerde üç şehitlerin mezarları gösteriliyor.Şehitlerin başlarına ayrı ayrı işaret çubuklarını kendi elleriyle dikiyor.Rüyasında gördüğü zat Halil Efendiden bu üç mezarın yapılmasını tembihliyor.Dedem sabah kalktığında hiç kimseye bir şey demeden soluğu Tekke’de alıyor.Oraya vardığında rüyasında gösterilen şehit mezarlarının yerlerinde işaret çubuklarını ve şehitlere ait elbiselerin de armut ağacına asılı olduğunu görür.Bu gördükleri dedemi çok etkilemiş,mezarların yapımına başlamıştır.Yevmiyelerini cebinden vererek köyün gençlerini toplamış, üç ayda şehit mezarlarını yaptırmış ve eski istinat duvarları üzerine de yeni duvar ördürtmüştür.O günden beri buraya Tekke veya Üç şehitler Tekkesi denilmektedir.Civar köyler o günden sonra her yıl yağmur dualarını burada yapmışlardır.Bu şehitlikte adaklar kesilmiş,kazanlar kurulmuş,topluca yemekler yenmiş ve memleketin bekası için dualar yapılmıştır.”
Yusuf Kamer (hoca)anlatıyor bu sefer babası Karabacak Ali’nin anlattıklarını(Ben de dedem Karabacak Ali’nin başından geçen üç şehitlikle ilgili yaşadıklarını bu satırlara aktarmaya çalışacağım.)

“Bizim sayıları iki yüzü bulan koyunlarımız vardı.Babam çobanlık yapardı.Ömrünün sonuna kadar da çobanlıkla meşgul olmuştu.1940 yıllarıydı ben 5 yaşındaydım.Babam sürülerini otlatmış sabaha karşı eve dönmüştü.Annem Merhum Şerife hanıma anlattıklarını bugün bile çok net hatırlıyorum.’Dün gece yarısı ben koyunları saldım,mezarların doğusundaki istinat duvarına kepeneğimin içine uzandım.Uyku ile uyanıklık arasında üzerimde bir ağırlık olduğunu hissettim.Hemen Ayet el Kürsi duasını okudum,göğsümdeki ağırlık biraz hafiflemişti.Başucumda çoban , çoban diye bir ses duydum. Birden irkildim, çok korkmuştum. Duvarın iç kısmında esmer,uzun boylu bir delikanlı, bana koyunların burayı pisletiyorlar,bir daha bu çevrede hayvanlarını otlatma dedi.Bunu söyleyen şehit, bana çok yakındı.Kırk yıldan beri dağlarda koyun otlatırım dün geceye kadar böyle hiç ürpermemiştim.Biz şehitle konuşurken koyunların kendi kendilerine mezarlıktan sanki birileri tarafından uzaklaştırıldıklarını hissettim.Bu olaydan sonra o şehit mezarlarının çevresinde koyunlarımızı hiç otlatmadık.’Bu saygı ve hürmet bugün de devam ettirilmektedir.”

Babamın ve Umurcalı köylülerinin bana anlattıklarını haftaya devam edeceğim. Bugün veya yarın Üç Şehitler Tekkesiyle ilgili bir haber de yayınlanacak gazetemizde.Haftaya yazımızın devamında görüşmek üzere sağlık ve esenlikle kalın efendim.

Mehmet Kamer
Ödemiş

Duyurular  |  Makale ve Sohbetler  |  İletişim  |  Paylaşım