Ana Sayfa 4-8 Sınıflar 9-12 Sınıflar İlahiyat TestBank
Sosyal Etkinlikler Şiirler Hikayeler Fıkralar Site Hakkında
 
Site içi arama
 
 
Duyurular
Makale ve Sohbetler
İletişim
Paylaşım
  
 
Duyurular
 
  
 
Anket
 
   
 
Kullanıcı girişi
 
Kullanıcı Adı :
Şifre :
 
Hava Durumu
 
 
Ajanda
 
   
Makale ve Sohbetler
 
 
 

BU ÇOCUKLAR NASIL SÖZ DİNLER...?!

Efendim, sizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Bu sohbetimizde, aile içinde, hemen hepimizin karşılaştığı, önemli bir problem üzerinde konuşacağız.

Anne babaların, kendi çocuklarından zaman zaman istekleri olur. Bunlar kimi zaman bir şey getirip götürmek gibi basit isteklerdir. Onlardan sofrayı toplamaya yardım etmesini istersiniz… Odasını toplamasını, şunu bunu getirip götürmesini istersiniz… Veya bakkaldan bir şey alınması gerekiyordur, komşuya bir şeyler gönderilecektir… Kimi zaman ise, çocuktan istekleriniz daha kapsamlıdır. Örneğin ondan bazı tutum ve davranışlarını değiştirmesini istersiniz. Bazı güzel alışkanlıkları kazanmasını arzu edersiniz. Örneğin, ders çalışmasını istiyorsunuzdur veya kendisine ve başkalarına zarar veren alışkanlıklarından vazgeçmesini istiyorsunuzdur. Mesela çok kavga etmek gibi bir huyu olabilir çocuğunuzun ve siz bunu değiştirmek istiyorsunuzdur.

Öncelikle basit isteklerden başlayalım. Çocuklar ve gençler, çoğu zaman, büyüklerinin isteklerini ilk söylediklerinde genelde yapmaz. Keşke yapsalardı, ne güzel olurdu; ama yapmazlar. Bir kere bunu bir tespit olarak bir tarafa yazalım. Bu durum, yani çocuğunuzun veya gencinizin, isteklerinizi anında yerine getirmemesi, sizin eve özel bir durum değil… Bu ne sizin otoritesi zayıf bir ebeveyn olmanızdan kaynaklanıyor, ne de çocuğunuzun kötü ahlaklı biri olmasından… Peki bunun nedeni nedir? Neden bu çocuklar söyleneni ilk söylenildiğinde yapmazlar?

Bunun bir çok sebebi bulunmaktadır. Her yaşta, her olayda ayrı bir nedenle çocuklar, isteklerinize kulak vermezler. Bunların farkında olarak, isteklerimizi asla öfkelenmeden, çeşitli yollar deneyerek çocuklara ulaştırmaya çalışmalıyız.

Şimdi belirli bir örnek vermek istiyoruz. Diyelim ki çocuğunuz, uyumaya hazırlanıyor… Siz onun yatsı namazını kılmadığını biliyorsunuz. Görünen o ki, ya gerçekten unutmuş veya üşendiği için unutmuş görünüyor. Siz ondan yatsı namazını kılmasını istiyorsunuz. Bunu isterken çok değişik şekilde isteyebilirsiniz. Bunlara birkaç örnek verelim:

"-Ne yapıyorsun sen, önce namazını kıl bakalım…!"

İsteğin bu şekilde bildirilmesinde "kırıcılık" hakimdir. Böyle bir uyarıyla karşılaşan çocuk veya genç, hoşnut olmaz. Bu tür uyarıları çok sık alıyorsa, ileride ciddi problemler ortaya çıkabilir.

Peki anne babalar taleplerini neden böylesine yaralayıcı tarzda söyler? Cevap veriyorum: Otoritesini gösterip, isteğini yaptırmak için… Oysa böyle davranmak anne baba otoritesini pekiştirecek yerde, bir çok gizli veya açık çatışmaları tetikleyebilir.

Anne baba çocuğuna şöyle de diyebilir: "Ne o, bakıyorum uyumaya hazırlanıyorsun? Namazı uyurken mi kılacaksın?" Bu şekil uyarıda hafif alaycılık belki de dostça takılma vardır.

En güzeli, anne veya babanın, çocuğun görebileceği bir yerde namaza durmasıdır. Böylece çocukta etkileşim meydana gelecek, o da sözlü uyarıya gerek kalmaksızın eksiğini telafi edecektir.

Bazen çocuklar anne babanın çok titizlendiği bir konuda gevşek davranabilirler. Örneğin bazı çocuklar, elini yüzünü yıkadıktan sonra aceleden dolayı çeşmeyi kapatmayı unuturlar. Anne baba, çocuğu bu nedenden dolayı sürekli uyarmak zorunda kalır. Birinci, ikinci, üçüncü kez uyarı derken, anne babalar sinirlenir. Bu aşamadan sonra kızgınlıkla söylenen cümleler üç aşağı beş yukarı şöyledir:

"Sana daha kaç kez söylemem gerekiyor? Elini yıkadıktan sonra çeşmeyi neden kapatmıyorsun?"

Bu cümlelerin içinde çoğu kez, çocuğu alçaltıcı kelimeler de bulunur ama biz burada onları söylemiyoruz artık. Oysa bu seviyelere gelmeden önce, çocuğun sıklıkla yaptığı yanlışı önleyici notlar gerekli yerlere asılabilir. Örneğin, lavabo aynasının yanına, doğrudan çocuğa hitap edecek şekilde bir uyarı yazılabilir: "Mehmetçiğim, lütfen çeşmeyi kapatmayı unutma!" gibi. Çocuk, lavaboya her gittiğinde, elini her yıkadığında gözü bu nota ilişecektir. Bu şekil bir uyarı, onun hatasını azaltacaktır.

Burada üzerinde durmak istediğimiz husus şudur: Çocuklar bu tür hataları, kötülük olsun diye veya gerekli önemi vermedikleri için değil, heyecanla başka bir yere yetişmek, yarıda kalan bir işini tamamlamak veya bir an önce yapmak istediği şeye başlamak için acele ettiklerinden yaparlar. "Çocuğun önemli ne işi olabilir ki?" demeyin, onların gözünde kendi işleri, büyüklerin işlerinden daha önemli ve mutlaka yapılması gereken işlerdir.

Diyelim ki bu yöntem de başarılı olmadı, bir başka yöntem, çözüm yolu olabilir. Eğer evde, ondan küçük veya büyük bir kardeşi varsa, sürekli hata yapan çocuğa, yaptığı hatayla ilgili bir görev verilir. Örneği çeşmeyi açık unutmaktan vermiştik, yine ona devam edelim. Çeşmeyi sürekli açık unutan Mehmet'e şöyle bir görev verilir: "Mehmetçiğim, su faturaları bayağı yüksek geliyor, bizim tasarruf yapmamız lazım, bundan sonra sana bir görev veriyorum, bundan sonra, çeşmeyi kim açık unutur, suyun boşuna akmasına neden olursa, onu bana söyleyeceksin, ona beraberce ceza vereceğiz." Eğer çocuğu bu konuda iyi motive edebilirseniz, Mehmet, çeşmeyi açık bırakan bir hatalı olmaktan çıkar, çeşmeleri açık unutanları denetleyen bir denetleyici haline gelir.

Dr. Ali KUZUDİŞLİ

Bu sohbet hakkında yorum yazınız

Diğer sohbetler için tıklayınız

Duyurular  |  Makale ve Sohbetler  |  İletişim  |  Paylaşım