Ana Sayfa 4-8 Sınıflar 9-12 Sınıflar İlahiyat TestBank
Sosyal Etkinlikler Şiirler Hikayeler Fıkralar Site Hakkında
 
Site içi arama
 
 
Duyurular
Makale ve Sohbetler
İletişim
Paylaşım
  
 
Duyurular
 
  
 
Anket
 
   
 
Kullanıcı girişi
 
Kullanıcı Adı :
Şifre :
 
Hava Durumu
 
 
Ajanda
 
   
Makale ve Sohbetler
 
 
 

İdareci Gözüyle Eğitmimizin Sorunları

EĞİTİMİN SORUNLARI

 

Aile ile İlgili Sorunlar:


1- Ailenin birinci eğitim yuvası  olması gerekirken, onun görevini de okullar üstlenmek zorunda kaldığından, okullar eğitim ve öğretime ait  zamanı dengeli  şekilde ayıramamaktadır.

Varoşlardaki okulların birinde çalışıyorsanız, öğrencilerinize neyi, ne zaman,nerede ve nasıl öğreteceğiniz  ile meşgul olacaksınız. Aynı zamanda öğrencinize  kiminle, neyi ,  ne zaman ,nasıl konuşacağını ve kime nasıl davranacağını öğretmek zorundasınız.

Daha eğitimli bir çevrede çalışıyorsanız , öğrencinize  neyi ,ne zaman,nerede ve nasıl öğreneceği konusunda rehberlik yapacaksınız.Aynı zamanda öğrencinizi kiminle, neyi  konuşacağı ve kime nasıl  davranacağı konusunda eğitmek hususunda veliden anında yardım alırsınız.

Kısaca ailenin rolünü okul oynuyor.

2-Okul Aile Birliğine katılım olmalıdır. Genelde aileler okuldaki yetkilerini bilmemekte ve kullanmamaktadır. Okul Aile Birliği Yönetmeliği ailelerimize çok yetki vermiştir. Okul Aile Birlikleri eğitimin kalitesinin geliştirilmesinde  söz sahibidirler. Öğrenci kursları , geziler, kantinler, ev ziyaretleri, temizlik, gelir kaynakları bulma, gider hesabı sorma gibi işlemler tamamen okul yönetimlerine bırakılmıştır. Okul Aile Birliklerinde ailelerden dört veli, okul yönetiminden üç kişi vardır ki bu çok önemli bir dengedir. Yapılacak her iş, görev ciddiyete alınsa okullar daha verimli hale gelir. Ayrıca Okul Aile Birliği Denetleme Kurulu iki veli ve bir öğretmenden oluşmaktadır. Bu önemli gücü kullanacak  veli bulmakta bazen güçlük çeken okullar bulunmaktadır. Çok önemli olan  bu hususu maalesef aileler tamamen okula bırakmışlardır. Daha sonra Okul İdareleri hakkında çeşitli şikayetlerde bulunan veliler çıkabilmektedir. Aileler okullarına sahip çıkmalı ve eğitimin içinde olmalıdır.

3-Okuldan dönen çocuğumuza o gün olanları anlattırmalı ve onları dinlemeliyiz.
Okuldan konuşan çocuk eğitimin içinde olur. Okuldan kaçan çocukları internet kafelerden toplamaktan yorulan idareciler bu işte yalnız kalmakta, aileden yardım alamamaktadır. Ayrıca  okulda olmasına rağmen aklını  izine çıkaran öğrenci, dersleri verimli şekilde alamıyor demektir. Ailenin öğrenciyi  konuşturmak suretiyle okula bağlılığını kontrol etmesi gerekmektedir.  

4-Öğrenci Hatalarını Düzeltmedeki  Sorunlar:İlköğretim çağındaki çocuk hatalı olsa da onu  her zaman haklı buluruz ve karşı tarafla kavgaya gideriz. Lise çağındaki  çocuk  hata yaptığında çoğu zaman hatasını kabul ederiz ancak eyvah okula rezil olduk duygusu ile okula gitmek istemeyiz. Bu gibi durumlarda hepimiz ektiğimizi biçeriz. Bunun  sebebi; çocuk herhangi bir hata yaptığında ebeveynlerin aynı tarafta olmaması, karşı karşıya gelmesidir. Çocuk artık biliyor ki birisi onu savunuyor. Ah keşke geriye gidebilsek, ana babanın  çocuğun hatalı davranışına karşı aynı tutumu göstermesini sağlasak . Heyhat !Hata yapılmıştır bir kere

5-Çocuğu Temiz Bir Çevrede, İyi Bir Arkadaş Grubu Arasında Yetiştirememe: Öğrenci itaat ahlakı ve ödev ahlakı ile yetiştirilirse sorunlar yaşanmaz. Kendi lehine ve aleyhine olan konuların bilinmesi temiz bir çevre olgusunu oluşturur. Ana babasına, öğretmene itaati öğretirsek öğrencilerimiz zayi olup gitmez. Bunlar öğretilemediği zaman  itaat edecek bir şey bulur. Kime, ne şartlarda itaat edeceğini öğretmemiz gerekmektedir.
Ödev ahlakı  verilen öğrenci, neyi ne zaman yapacağını bildiğinden her zaman donanımlıdır. Yapması gerekeni zamanında ve tam yapmayı öğretmek herkesin görevidir.

Arkadaş seçimi en büyük sorunlarımızdan biridir. Her çocuk bir arkadaş bulacaktır. Aile ve öğretmen  çocuğun arkadaş seçiminde yardım ve ikaz görevini yapmazsa ya davulcu ya zurnacı bulacaktır.

En büyük öğrenci kayıplarını yanlış arkadaş seçiminde görmekteyiz.  

6-Evler okul gibi olmalıdır. Öğrenci  ders çalışmaya başladığında televizyon kapatılmalı, gezmeler azaltılmalı, öğrencinin ders çalışabilmesi için gerekli ortam hazırlanmalıdır.

Eğitimin Genel Sorunları:

1-Öğrencileri genel eğitimden, mesleki eğitime kaydırmada kat sayı engeli sebebiyle başarı sağlanamamıştır. Öğrencilerin  akademik eğitimde başarılı olamayacaklarını bilmemize rağmen öğrenciler liselere kaydolmaktadır. Liseden mezun olunca üniversite sınavlarında da başarılı olamayınca bir usta yanında çırak olmayı da gururuna yedirememektedir. Böylece aile ve öğrenci hüsrana uğramaktadır. Meslek eğitimine kat sayı engeli sebebiyle gitmemekte ve aileler de meslek eğitimi almasına soğuk bakmaktadır. Çünkü aileler çocuklarını kendi hayal ettiklerini gerçekleştirecek bir varlık olarak görmektedir. Okul bitince iyi bir üniversite ve ardından iyi bir meslek ailelerin hayalleridir. Katsayı engeli kalkarsa Meslek Liseliler için üniversite kapıları açılır ve okuyabilen okur, okuyamayan da bir meslek sahibi olur. Bugün meslek liselerinde okuyan öğrenciler kendilerini ikinci sınıf vatandaş gibi görmekte olduğundan okul yönetimi, ders yönetimi, insan yönetimi çok zor bir hal almıştır.  Aileler çocuklarını kabiliyetlerine göre yönlendirseler ve çocuklarının yapabilecekleri eğitim imkanlarını hazırlasalar daha iyi olacaktır.

2-Bireyin tek tip insan olarak yetiştirilmesi ana amaç olmamalıdır. Doğru, iyi ,güzel olanların verilmesi,yarının dünyasına göre eğitim verilmesi gereklidir.

Dinlemeyi bilen,düşünen,düşündüğünü karşısındaki insanı kırmadan aktarabilen ve farklılıklara rağmen yaşayabilen bireyler bir araya gelirse medeni topluluklar olurlar

3-Özgür giysi bu konuda atılacak bir adımdır. Okullarda kıyafet serbestliği bireysel özgürlük anlamında öğrencilere özgüven getirecektir. Okuldan “şahsiyetli “insanlar yetiştirmesini beklemeliyiz. Okulda çocuklara sürü muamelesi değil, şahsiyetli insan muamelesi yapmak gerekir.
 
4-Küreselleşme bir yandan dünyayla bütünleşmeyi ifade ederken, eğitime düşen görev bu becerilere sahip insanı yetiştirmektir.. Bakanlığımızın adı Milli Eğitim Bakanlığıdır. Eğitimimizi milli değerlerle donatmamız gerekmektedir.
Nurettin Topçu’nun güzel bir sözü vardır.”İstiklallerini ilan eden insanlar eğitimlerini batı kültürü ile yaparlarsa istiklallerini kaybederler”. Batı kültüründen ilmi, teknolojiyi, fenni ve sürdürülebilir teknolojiyi almalıyız.

Öte yandan küreselleşme ya da yeni dünya düzeni plansız milli olan her şeyi kaldırıp yerine planlı  global kriterleri getirir. Bu nedenle eğitim milli duyguları gelişmiş ve uyanık insanlar yetiştirmeyi hedef almalıdır. Türk kültür ve temel değerleri eğitim programları aracılığıyla aktarılmalıdır.

5-Bilişim ve bilgi okuryazarı insan yetiştirmek gerekmektedir. Bilgiyi öğrenen, kullanan ve milletinin hizmetinde kullanan insanlar yetiştirmemiz gerekmektedir. Öğrencilerimize “bilgisayarda oyun oynayacağınıza bilgisayar oyunu yapın. Oynayan değil oynatan olun ‘deriz. Tüketen insan topluluğu değil üreten insan topluluğu olmak üzere yetiştirmekte  zorlanılmaktadır.

6-Özel eğitim gerektiren geri ve üst zekalılarla, işitme, konuşma ve ortopedik özürlüler; uyumsuzlar ve sürekli hastalığı olan çocukların eğitimine gereken önem verilmelidir

7-Öğretmen yetiştirme yeniden ele alınmalıdır. YÖK, en çok gereksim duyduğumuz planlamayı zamanında ve yeterli biçimde yapamamıştır. Yıllardır sınıf öğretmeni gereksinimi varken sınıf öğretmenliği programları açılmamış ve adeta herkes öğretmen yapılmıştır. Şimdilerde ise birçok yerde ve gereğinden fazla öğretmen yetiştirme programı açılmıştır.

8- Eğitim ve okul yöneticiliğini belirli eğitim ve deneyim niteliklerini gerektiren bir meslek durumuna getirmeye gereksinim vardır. Okul İdarecilerinin bazıları Eğitim Yöneticisi olarak tanıtırlar. Heyhat; bu yanlış bir tanımlamadır. Eğitim Yöneticisi çok özel bir kavramdır diye düşünüyorum. Öğretmen ve öğrencisinin eğitim faaliyetlerinde yardımcı olan, başarıyı ve kaliteyi yükselten, her dersten anlayan ve rehberlik eden kişidir. Bizim yaşadığımız  ortamda idarecinin  her türlü işin teşhisini(durum tesbiti) –tedarikini(girdi)-tedavisini(gerçekleştirme)-takibini(kontrol) ve tekmilini(ekiklikleri tamamlama)  yapmak görevi vardır. Müdür eğitim yönetimi dahil temizlik, gider, gelir, faaliyet, proje, kalorifer, güvenlik aklınıza her türlü işi yapar ve de yapmalıdır. Okul İdarecilerinin Genel İdari Hizmetler Sınıfına alınması durumunda daha iyi çalışma ortamları sağlanacaktır

9-Öğretmen İle İlgili Sorunlar:


Öğretmen tiplerini sıralarsak; Otoriter, İlgisiz , Hoşgörülü öğretmenler olarak üç grupta inceleyebiliriz.

OTORİTER ÖĞRETMENLER Sınıfta sükuneti sağlayan,birazcık da korkutan öğretmen tipidir.

Dersin tek yöneticisi, disiplinli, izinsiz hiçbir şey yaptırmaz, kontrolü elden bırakmaz, itaat ister, notu bir silah olarak kullanır, öğrencilerle ilişkilerde mesafeli, başarının disiplinle geleceğini savunur ve öğrencinin görüş ve düşüncelerine çok fazla önem vermez.

İLGİSİZ ÖĞRETMENLER En çok gizli çekimlerde zarara uğrayan, başarı olarak da öğrencisine zarar veren öğretmen tipidir.
Öğretmenlik mesleğini sevemeyen ve gerekli özeni gösteremeyen kimselerdir.
Öğrencilerinden sorumluluk beklemeyen, sorumluluk kazandırmayan, serbest bırakan çocuk bekleyicisi olan, plansız, kararsız, öğrencileri de zamanı boşa harcayan ve sınıfından gürültü gelen öğretmen tipidir. Sınıf notları yüksektir ancak Seviye Belirleme Sınavında en düşük başarı bunlarda olur. Ancak öğrenci sınıfta hürriyeti yaşattığını zannettiği bu öğretmen tipine “baba” lakabını takmıştır .


HOŞGÖRÜLÜ ÖĞRETMENLER Yaşayarak anlatan, her çocuğu kendi çocuğuymuş gibi davranan öğretmen tipidir.

Öğrencilerini  iyi tanıyan, başarılı davranışlarını öven, yardım ve rehberlik eden,
öğrencilere bireysel olarak memnuniyetle, kırmadan eleştiren. Bu tip öğretmenler, öğrenci psikolojisinden anlar, eleştirilere açıktır. Dersi öğrencilerle birlikte hazırlayan, yürüten, grup ruhunu ve araştırma anlayışını teşvik eden, ödüllendiren, cezayı ise çok zor durumda kalmayınca kullanmayan, güven veren ve en önemlisi
 objektif ve tarafsız olarak öğrencilerini değerlendiren kişilerdir. 

Hoşgörülü öğretmenin bulunduğu sınıflarda ;

Öğrenci öğretmenini sever, güven oluşur, öğrencide planlama, çalışma ve karar verme yeteneği gelişir, sorumluluk alır, iç disiplin geliştirir öğretmen sınıfta olmasa bile yapılan  görev yerine getirilir.

Yeni müfredatın getirdiği, ezberden yaparak öğrenmeye ve icat etmeye geçişin en önemli ayağı olan grup çalışması, yardımlaşma ve insan ilişkilerini geliştirir.
Anlama-kavrama ve yapma faaliyeti yani  öğrenme sürecinde , tartışmayı ve yapıcı eleştiriyi geliştiren öğretmenlere ihtiyacımız her zamankinden fazladır .

10-Ücretli –Kadrolu Öğretmenlerle İlgili Sorunlar:Öyle ücretli öğretmenler vardır ki onların kadrolarda olmasını can-ı gönülden isteriz .Öyle kadrolu öğretmenler vardır ki çalışmakta zorlanırız.Performansa dayalı maaş sistemi en kısa zamanda getirilmelidir.Öğretmene,  bireysel gelişim dosyaları ile çalışmalarını ispatladığı bir ortam hazırlamalıyız.Ana yeterlilik ve alt yeterlilik kriterlerinin net işlendiğine dair kanıtlara  ve bu kanıtlara dayalı çalışanını ödüllendirildiği  bir sisteme çok ihtiyacımız vardır.

11-Televizyon ve medya nasıl bir insan istediğini haber, film, dizi ve magazin görüntülerinden vermektedir. Toplum mühendisliği burada kendini göstermektedir. Her televizyonun ve medyanın farklı kriteri vardır. Aile ve okul birlikte davranmadığı sürece çöküş halinde bir gençlik karşımıza çıkacaktır. Okulunda gömleğini çıkarmış öğrenci kareleri, öğretmeni ‘kafalamış’  öğrenci kahkahalarının olduğu kareler, para hırsı benliğini sarmış okul idarecileri, sınıf gizli çekimleri örnek gösterilebilir. Bundan sonra  öğrencileriniz aynı hareketleri yaptığını aynen görürsünüz. Bu gibi yayınlara çeki düzen verilmelidir. Aile rahatsız olarak seyrettiği film karesinde kendi çocuğunu görmek istemiyorsa bu  yayınlarda duyarsız olmamalı tepkisini gösterebilmeli, sosyal baskı gurupları içinde en sessizi olarak durmamalıdır.

13  - 4 ve 5 .Sınıf Öğretmenlerinin Branşlaşması:

Sınıf öğretmeninin aldığı eğitim durumunun farklılığı dikkate alındığında her sınıf öğretmeninin Müzik, Beden Eğitimi, Görsel Sanatlar, Resim, İngilizce ya da Din Kültürü  ve Ahlak Bilgisi dersini gerektiği gibi veremediği bilinmektedir. Onun için yapılan uygulamanın  devamının sağlanması kesinlikle gerekmektedir.

Ancak kısa zamanda 1-2-3. sınıflarda Temel Eğitimde sınıf öğretmenlerinin görev yapması, 4. ve 5. sınıflarda branşlaşmaya gidilmesi başarıyı ve öğrencideki gelişmeyi sürdürülebilir hale gelecektir. 4. ve 5. sınıfta her dersin branş usulüne göre verilmesi ileri sınıflarda aynı dersin devamını sağlayacak ve dersler, branş öğretmeninden alınacağı için davranış geliştirme kolaylaşacaktır. Örnekleme yapılacak olursa 5. sınıftan 6. sınıfa geçen bir öğrenci 12 ayrı öğretmeni karşısında görülünce uyum sorunu veya bilgi eksikliğinden dolayı konuyu telafi etme sorunu ile karşılaşmaktadır. Halbuki 4. ve 5. sınıfta branşlaşma olduğu takdirde dersler temellendirilerek verilebilir.
Ayrıca bir şubenin 10 ders saatini iki öğretmenin doldurduğunu farz edersek  10 saat fazla ödeme yapmış oluyoruz. Maddi imkanları kısıtlı bir ülke olarak hesapladığımızda büyük bir kaynak oluşturmaktadır. 

Öğretmen sıkıntısı giderilme yolları olarak teklif ise:
1-Sınıf öğretmenleri içinde branş eğitimi almış olanlar,
2-İlgili fakültelerden mezun olanlar,
3-Hizmet içi kurs almış olanlar,
4-Hiçbir belgesi olmayıp ülke içinde ve ülke dışında yarışma, sergi vb. faaliyeti olanlar
5-Yetenekli olanların tespit edilip 4. ve 5. sınıflar branş öğretmeni olarak kayıt altına alınıp dağılımın yapılmasının Eğitim Sistemimiz için çok yararlı olacağını inanmaktayım.

       
        23.01.2008
Tevekkül ÇOBANLAR
                                                                                  

Duyurular  |  Makale ve Sohbetler  |  İletişim  |  Paylaşım