Ana Sayfa 4-8 Sınıflar 9-12 Sınıflar İlahiyat TestBank
Sosyal Etkinlikler Şiirler Hikayeler Fıkralar Site Hakkında
 
Site içi arama
 
 
Duyurular
Makale ve Sohbetler
İletişim
Paylaşım
  
 
Duyurular
 
  
 
Anket
 
   
 
Kullanıcı girişi
 
Kullanıcı Adı :
Şifre :
 
Hava Durumu
 
 
Ajanda
 
   
Makale ve Sohbetler
 
 
 

Aşure ve Hicri Yılbaşı

Aşura ,Arap dilinde on sayısından gelen bir isimdir. Kuran-ı Kerim’de on ayetin okunmasına aşir dendiğini de biliyoruz. Bunun yanında, İslam dininde toprak ve ziraat ürünlerinin %l0’unun zekat olarak verilmesine öşür diyoruz.

Aşure isminin nereden geldiğine baktığımızda, iki tarihi olay dikkatimizi çeker. Birincisi Yahudiler Hz.Musa döneminde aşure günlerinde oruç tutarlardı. Peygamberimizin oruç ibadeti farz olmadan önce Yahudiler arasında yaygın olan bu orucu tuttuğunu biliyoruz. Oruç farz olduktan sonra peygamberimiz bu oruca devam etmemiştir.Bu kunuyu soranlara aşura orucunu yasaklamadığını, tutanlara nafile oruç sevabı verileceğini bildirmiştir. İkincisi ise Hz.Hüseyin, Yezit tarafından H:61 yılında Muharrem ayının onuncu günü şehit edilmiştir. Bu olaydan sonra Caferiler (Şiiliğin kolu) bu günü yas ilan etmişlerdir. Alevi toplumu ise Muharrem ayında on gün oruç tutmaktadır. Aleviler Hz.Ali’ye olan sevgilerini ve Hz. Hüseyin’e duydukları sonsuz muhabbetlerinin bir tezahürü olarak Aşure ayına özel bir anlam yüklerler.

Aşureye özel bir anlam katan diğer hadise ise Hz.Nuh Peygambere kadar dayanır. Tufandan sonra Hz.Nuh Peygamber’in gemisi Cudi Dağı’nda karaya oturmuş ve Hz. Nuh (A.S.) ile birlikte gemiye binenler kurtulmuşlardır. Gemide bulunan erzak ve hububattan bir yemek yapıp yemişlerdir. Bu yemeğe aşure denilmektedir.Aşure’nin tarihinin bu olaya dayanıp dayanmadığı ise kesin olarak bilinmemektedir.

Aşure günü, bazı peygamberlere milat olmuştur. Hz.Adem dünya arzına bugün inmiştir veya tövbesi bugün kabul edilmiştir. Hz.İbrahim Peygamber, Nemrut’un ateşinden bugün kurtulmuştur. Hz.Yunus Peygamber balığın karnından bugün kurtulmuştur. Hz.Yakup Peygamber’in gözleri bugün açılmıştır. Hz.Nuh peygamberin gemisi tufandan bugün çıkmış ve Cudi dağına oturmuştur. Hz.Muhammed (A.S.) Mekke’den Medine’ye bugün hicret etmiştir. Görüldüğü gibi Peygamberler tarihinde birçok olay Aşure günü meydana gelmiştir. Bu bilgiler bazı tarih kitaplarımızda yer almaktadır.

Bugüne geldiğimizde, aşure günü veya aşure ayının bir dini gelenek olarak devam ettiğini görüyoruz. Bugün Caferiler, Aleviler, Sünniler ve Yahudiler aşure gününe özel bir değer verirler, bugünü çeşitli etkinliklerle kutlarlar. Başbakanımızın bir hafta önce Muharrem ayının onuncu günü Alevi cemaatinin ileri gelenlerine iftar yemeği vermesi, devletin şefkat elinin yıllardan beri ihmal edilen alevi toplumuna uzanması ve inançlarına saygı duyulması devletimizin zirvesine çok yakışmıştır. Bu yemek Alevi cemaatinin tanınması yönünde devletimizin attığı ilk adım olarak hep hatırlanacaktır. Bu yaklaşımın İslam kardeşliğine katkı sağlayacağını ümit ediyoruz. O yemekte Diyanet İşleri Başkanımız Prof. Dr.Ali Bardakoğlu’nun ve diğer dini cemaatlerin de hazır bulunmaları toplumsal mutabakatın sağlanması yönünde önemli bir adım olmuştur.

Caferilerin aşure gününü yas ilan etmeleri Hz.Hüseyin’in Kerbela’da şehit edilmesine dayanmaktadır. Bu acılı günü Caferiler bedenlerine eziyet vererek, adeta o acıyı tekrar bedenlerinde hissederek kutlarlar. Bu kutlama biçimi cemaatin aldığı bir kararla bırakılmış ve kan bağışı kampanyasına dönüştürülmüştür. Akıtılan kanların sadece bedenlerine acı verdiğini, bağışlanan kanların ise hayat kurtarabileceğinden hareketle İslam adına örnek bir davranış sergilemişlerdir. Alevi toplumu ise aşure orucunda açıktan su içmez, içenleri de ayıplarlar. İftar sofralarında tatlı olarak aşure, su yerine meyve suyu bulunur. Gecesinde ise cem evlerinde mersiyeler okunur. Bu gelenek başta İstanbul Şahkulu dergahında olmak  üzere ülkemizin birçok yerlerinde yaşatılmaktadır. Mersiye okuyanlara Mersiyehan denildiğini, son mersiyehanın Sebilci Hüseyin efendi olduğunu  daha önce yazmıştık.

Aşure geleneği ister siyasi, ister dini kaynaklı olsun, milletimiz tarafından yüzyıllardan beri devam ettirilen bir kültürümüzdür. Bu kültür veya gelenek sahip olduğumuz müddetçe nesiller boyu devam edecektir. Ben aşureyi İslam cemaatlerini bir araya getiren, onları birleştiren bir tutkal olarak görüyorum. Aşure günü sadece Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi ders kitaplarında değil tarih ve sosyal bilgiler kitaplarında hatta mersiyeler işlenirken Türkçe bahsine de konulabilir. Eğitimde tarih birliği, kader birliği ve inanç birliği sağlanacaksa ders kitaplarında “Aşure” yer almalıdır. Benim okulumda aşureyi takvim yapraklarında okuyan ilkokul 5.sınıf öğrencileri sınıf öğretmenlerine sorarlar. Sınıf öğretmeni  aşure hakkında benim  bilgi verebileceğimi düşünerek konuyu bana iletti ve ben aşureyi onların anlayacağı dilden anlattım. Aşure gününü ve nereden geldiğini çocuklarımıza anlatmazsak birkaç nesil sonra bu güzel geleneğimiz de unutulur gider. Hicri yılbaşını öğrencilerime anlatırken bazı etkinlikler yaparak konuyu anlatmanın faydalı olabileceğini düşündüm. Hani biz eskiden yılbaşı geldiğinde tebrik kartı gönderirdik. Cep telefonu ve kısa mesajlar çıkalı tebrik kartını unuttuk. Hem unutulan tebrik kartını bir nostalji olarak yaşatmak hem de Hicri yılbaşını kutlamak amacıyla öğrencilerime tebrik kartları hazırlattım. Ders öğretmenlerine, anne ve babalarına, mahallesindeki cami imamına, yakın akrabalarına Hicri yılbaşını tebrik kartı yazarak kutlamalarını önerdim. Bu ödevlerini başarıyla yaptılar ve benden en yüksek performans notlarını aldılar. Bu  ders içi etkinliği sayesinde Hicri yılbaşının önemini kavradılar.Aşure geleneği beldemizde safiyane duygularla hiç bozulmadan devam ediyor. Okullarımızdaki kermeslerde bu geleneğimiz yaşatılabilir. Aşure günlerinde yapılan açılışlarda aşure dağıtılabilir. Ana sınıflarımızda yemek ve tatlı yapımının öğretildiğini biliyorum. Okul öncesi öğrencilerimize aşure yapımı öğretilebilir. Bu geleneğin yaygınlaştırılması görevi başta biz eğitimcilere düşmektedir. Bugün geriye baktığımda bizim kuşağımızın bu konuda daha şanslı olduğunu görüyorum. Aşure günü tüm aile oruç tutarlar, aşure günü peygamberimizin oruç tuttuğunu anlatırlardı. Annemin ve rahmetli anneannemin günler öncesinden aşure yapmaya hazırlandıklarını hatırlıyorum. Biz çocuklar mahallede kaç aile ve ev varsa tek tek gezer aşure dağıtırdık. O gün camilerde aşureler dağıtılırdı.
Başka evlerden de bize aşureler gelirdi. O gün akşama kadar aşure yerdik. Hatta o hafta aşure soframızdan eksik olmazdı. Aşure geleneği yaşayarak öğrenilir. Biz çocuklarımıza aşureyi ve bununla ilgili tarihi olayları anlatmakta güçlük çekiyoruz.Yaptığımız aşureleri çocuklarımıza dağıttıralım. Yaşayarak yardımlaşmayı ve paylaşmayı öğrensinler.

Bu vesileyle mübarek aşure gününüzü tebrik eder,sağlık ve esenlikler dilerim.

                                                                                                               Mehmet Kamer
                                                                                                               80.yıl Efe İ.Ö.O.
                                                                                                               Ödemiş/İzmir

Duyurular  |  Makale ve Sohbetler  |  İletişim  |  Paylaşım