Ana Sayfa 4-8 Sınıflar 9-12 Sınıflar İlahiyat TestBank
Sosyal Etkinlikler Şiirler Hikayeler Fıkralar Site Hakkında
 
Site içi arama
 
 
Duyurular
Makale ve Sohbetler
İletişim
Paylaşım
  
 
Duyurular
 
  
 
Anket
 
   
 
Kullanıcı girişi
 
Kullanıcı Adı :
Şifre :
 
Hava Durumu
 
 
Ajanda
 
   
Makale ve Sohbetler
 
 
 

Öngörümüz Gerçek mi Oluyor?

Kasım’ın 2’sinde yazdığımız yazıda, “Diyanet, dedeleri kadroya alsa ne olur?” diye sormuş, ardından da kendimize göre cevaplandırmıştık: “Alevilerin asimile paranoyası azar.”

Geçtiğimiz iki gün ülke gündeminde bu konu vardı ve hükümet, Cem evlerinin resmileştirilmesi, dede ve zakirlerin devlet kadrosuna alınması yönünde kamuoyunun nabzını şöyle bir yokladı. Tahmin ettiğimiz gibi asimile paranoyasına tutulmuş olanlar hemen refleks gösterdi ve bu tür girişimlerin Alevileri ortadan kaldırmaya yönelik bir girişim olduğu “feryat figan” dile getirildi.

Feryat figan diye boşuna demiyorum, Alevi-Bektaşi Federasyonu Yürütme Kurulu Üyesi Murtaza Demir’in Radikal gazetesinde çıkan beyanlarına bakar mısınız:

“Osmanlı’nın yarıda bıraktığı asimilasyon hedefini gerçekleştirmeye çalışmaktadırlar. (…)Hükümet Alevilere olan bakışını bu bütçe çalışmaları sürecinden geçmişteki hasmane davranışını daha da ileriye götürdü. Eşitliği, adaleti, hakkaniyeti yine bozdu, çiğnedi. Gönlümüzü kırdı, varlığımızı inkâr etti ve dünyamızı yıktı. Okulu, eğitimi çocuklarımıza dar etti. Şimdi Alevilerin feryatları yükseliyor, mehzepsel baskı altındayız.”

Allah aşkına bu söylem nedir? Bu “yandık, yıkıldık” edebiyatıyla nereye varılabilir?

Alevi kanaat önderlerinin konuşmaları o kadar çelişkilerle dolu ki… Örneğin bir taraftan Osmanlı’dan bu yana sürekli asimile baskısından söz ediyorlar, diğer yandan bu ülkede on milyonlarca Alevi’nin varlığından… Asimile baskısı bu kadar ağırsa, hâlâ (onların iddiasına göre) onmilyonlarca Alevi nasıl var? Herhalde önceden yüzmilyonlarca Alevi vardı! Murtaza Akdemir, “Bizlerden vergi adı altında tahsil ettiği değerin büyükçe bir dilimini kendi cemaatine bol keseden dağıttı.” şeklinde bir laf sarf etmiş… Sanırsınız bu para sırf Alevilerden alınmış… Bir taraftan devletin Alevileri dışladığından şikayet ediyorlar, öbür yandan cem evlerinin resmileştirilmesi söz konusu olduğunda asimile baskısından yakınıyorlar.

Bana göre Alevi kanaat önderlerinin kendi söylemleri üzerinde uzun uzun durup düşünmeleri, neyi isteyip neyi istemediklerini netleştirmeleri gerekiyor. Bu bulanık söylem en çok “iki arada bir derede” kalan Alevi vatandaşlara zarar veriyor.
Dr. Ali Kuzudişli

25.11.2007

Duyurular  |  Makale ve Sohbetler  |  İletişim  |  Paylaşım